Ana Sayfa » ARAŞTIRMALAR » Berlin Toplama Kampı notları...

Berlin Toplama Kampı notları...

Sachsenhausen toplama kampında gezerken burada yaşanan acılar ve ızdırapları yeniden hissediyorsunuz. Çünkü her belge, her obje yaşananları anlatmak için yeterli. Yüksek beton duvarların hemen iç tarafında yüksek voltaj ile donatılmış paslı dikenli teller, fincanlarına takıldığı günden beri öylece duruyor.

 
 
Berlin Toplama Kampı notları...

Murat KAVAKLI


9 Kasım 1938 gecesi Alman Naziler tarafından Yahudilere ait ev, işyeri ve sinagoglar yakılıp yıkılmış, kanlı bir saldırı başlatılmıştı.

Almanya aynı yıl içerisinde ülke sınırları içerisinde bulunan 17 bin Polonyalı Yahudi’yi sınır dışı etmişti. Polonya tarafından kabul edilmeyen Yahudiler iki ülke sınırında sıkışıp kalmış, açlık ve soğuktan çoğu ölmüştü. Ölenler içerisinde 17 yaşındaki Herschel Grynspan’ın ailesi de vardı. Herschel Grynspan, Paris’te Alman Büyükelçiliği'ni basarak karşısına ilk çıkan konsolos yardımcısı Ernst Von Rath’ı vurur.

Hitler’in sağ kolu Goebbels bu suikastın planlı bir Yahudi komplosu olduğunu ileri sürerek Almanları kışkırttı. Yapılan yayınlarla Yahudiler'e saldırılması, onlardan intikam alınması gerektiğini açıkça ifade etti. Sivil ajanların halkı kışkırtması ile 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece Yahudiler'e karşı kanlı saldırılar başladı ve 13 Kasım’a kadar sürdü.

Sokaklar cam kırıkları ile doluydu, cam kırıklarının ışıltısından dolayı o geceye 'Kristal Gece' denildi.

Gecenin sonunda 91 Yahudi öldürülmüş, yüzlercesi ağır yaralanmış, Yahudiler'e ait 7500 dolayında iş yeri yağmalanmış, tahminen 177 sinagog yakılıp yıkılmış, pek çok mezarlık tahrip edilmiş ve yağmalanmıştı. Bu sayıya, eylemlerden sonra çaresizlikten intihar edenler dahil değildir. 

Olaylar pek çok ülkede tepkiyle karşılandı. ABD, 14 Kasım günü büyükelçisini Berlin'den geri çekti.

48 saat süren bu kıyım hareketi boyunca, sivil kıyafetli Nazi Partisi yetkilileri, Nazi askerleri ve Hitler Gençliği’nden oluşan azgın çeteler; Alman, Avusturya ve Çekoslovakya’nın Sudetenland bölgesindeki kentlerde Yahudi mülklerini yağmalamışlardı.

Bu katliamın yayılmasıyla, Heydrich'in talimatları üzerine, SS ve Gestapo birimleri 30 bin Yahudi erkeğini tutuklamış ve Dachau, Buchenwald, Sachsenhausen toplama kamplarına sürmüştür.

Kristal Gece, Nazi rejiminin etnik kökene bağlı ilk kitlesel eylemi olduğundan Yahudi soykırımının başlangıcı sayılmıştır.

Kristal Gece’den sonra Alman Hükümeti olaylardan Yahudilerin sorumlu olduğunu beyan etmiş, AlmanYahudi Cemaati'ne bir milyar Reichsmark (1938 değerine göre yaklaşık 400milyon dolar) ceza kesmiş ve Yahudiler'e yapılacak tüm sigorta ödemelerine el koymuştur.

 

Eylemi izleyen haftalardaAlman Hükümeti, Yahudileri mülklerinden ve geçim imkanlarından mahrum etmek amacıyla pek çok yasa ve kararname çıkarmıştır. Yahudilerin sahip oldukları iş yerleri ve mülkler gerçek değerlerinden çok daha düşük fiyatlarla zorla el değiştirmiştir. Diğer yasalar, kamu sektöründe zaten çalışma hakkı olmayan Yahudiler'e, özel sektörde de bir çok mesleği yasaklamış, Alman eğitim görevlileri halen Alman okullarına devam eden Yahudi çocuklarını okullardan kovmuştur. Alman Yahudileri ehliyet alma veya otomobil sahibi olma hakkını kaybetmiş, yasa ve kararnamelerle Yahudilerin toplu taşıma araçlarına binmeleri kısıtlanmış, Yahudiler'in bundan sonra Alman tiyatro, sinema ve konser salonlarına girişleri yasaklanmıştır.

Kristal Gece, Nasyonal Sosyalist rejimin anti semitik politikalarında en önemli dönüm noktalarından birini temsil eder. Ayrıca, çoğu Alman sivilin bu şiddet olayları karşısında pasif seyirci olarak kalmaları, Nazi rejimine karşı, Alman halkının daha radikal önlemleri kabul etmeye hazır olduğunu göstermiştir.

Bu eylemden sonraki yıllarda Nazi rejimi, Yahudileri Alman ekonomik ve sosyal hayatından tamamen silmeyi hedefleyen daha radikal önlemler almış, bir sonraki etapta, Yahudiler'den temizlenmiş bir Almanya yaratmak için doğuya sürgün politikalarına yönelmiş ve bu ırkçı çılgınlık, tüm Avrupa Yahudileri'nin imha edilmesi kararı ile altı milyon Yahudinin canına mal olan soykırım ile sonuçlanmıştır.

 

B-SACHSENHAUSEN TOPLAMA KAMPI

Sachsenhausen toplama kampında gezerken burada yaşanan acılar ve ızdırapları yeniden hissediyorsunuz. Çünkü her belge, her obje yaşananları anlatmak için yeterli. Yüksek beton duvarların hemen iç tarafında yüksek voltaj ile donatılmış paslı dikenli teller, fincanlarına takıldığı günden beri öylece duruyor. Mayınlı alanlar ve 80 yıl önce konulan uyarı levhaları bile konulduğu gibi yerli yerinde. Bu utanç müzesinde her şey ürperticidir.

Mahkumların yattığı üç katlı tahta ranzalar.Sekiz kişinin bir arada sözde banyo yaptığı daracık leğenler.. Bir sehpa üstü kadar duş yerleri, insanların zorla bağlanarak kesilip biçildiği fayans kaplı ameliyat masaları, toplu ölümlerin gerçekleştirildiği gaz odaları.. Karanlık, küf ve kan kokan bodrumlar..

Bodrumlarda üstüste yığılan insan cesetlerini gözünüzün önüne getiriyorsunuz. Yaz sıcağında bile üşüyorsunuz.

Sachsenhausen Toplama Kampı'na otomobille Berlin’in Mitte semtinden yaklaşık olarak 40 dakikalık bir yolculuktan sonra ulaştım. Kamp yakınlarında Oder Nehri üzerinden geçerken geniş ve yeşil alanlar muhteşem bir görüntü oluşturuyordu. Oder Nehri sakin ve durgun akıyordu.

Berlin’e 38 km. kadar mesafede olan kamp, Oranienburg bölgesindedir. Bu kamp 1936-1945 yılları arasında faaliyette imiş. Kampı gezmek için ücret alınmıyor.

Kampın girişindeki demir kapıda bulunan demir çubuklarla oluşturulan yazı, ilk konulduğu gibi duruyordu. “Arbeit Macht Frei” (Çalışmak sizi hür kılar.) Kamptaki esirleri ölünceye kadar çalıştırmak için, onlara verilen aldatıcı bir ümit mesajıdır bu yazı. Kamptaki esirler kamp çevresindeki binaların yapımında çalıştırılmışlar. Bazıları çevrede bulunan silah fabrikalarında istihdam edilmiş. Bazı becerikli mahkumlara da burada sahte İngiliz Sterlin'i bastırılarak kalpazanlık yaptırılmış. Sahte Sterlinler'le İngiliz ekonomisinin batırılması hedeflenmiş.

1936 yılında Nazi yönetiminin 1936 Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptığı sırada  Esterwegen toplama kampından getirilen 50 esir işçi tarafından Nazi Almanya’sının ilk toplama kampı olarak inşa edilen ve daha sonraki yıllarda  diğer toplama kampları için örnek oluşturan Sachsenhausen Kampı, Nazi diktatörü  Adolf Hitler tarafından tamamen modern olarak tanımlanmıştır. İnşaatın sona ermesini müteakip, homoseksüeller, sendika üyeleri, çingeneler ve belli dini grup mensupları kampın ilk esirleri olmuştur. Cam bölmeler içerisinde sergilenen mahkum kıyafetleri üzerinde renkli üçgenler görülüyor. Tecavüzcüler, kaatiller ve komünistler kırmızı üçgen ile, homoseksüeller pembe üçgenle ve Yahudiler de sarı üçgenle işaretlenmişler.

Nazi toplama kamplarının idari merkezi durumunda olan bu kamp, SS eğitim merkezi olarak da görev yapmıştır. Çok geniş bir alana yayılan kampta insanların toplu halde öldürüldüğü gaz odaları ve çeşitli deneylerin yapıldığı patoloji laboratuvarı da vardır. İnsanların canlı canlı kesilip biçildiği ameliyat masaları çok ürkütücüdür. Beyaz fayanslarla kaplı ameliyat masalarına zorla bağlanan esirlerin narkozsuz olarak kollarının, bacaklarının kesildiğini, iç organlarının çıkarıldığını, ve tekrar yeniden yerine dikme çabalarını düşünmek bile insana ürperti vermektedir. Bu ameliyatların amacı Nazi asker ve subaylarının bir yaralanma veya organ kaybı esnasında yaşatılması için gereken tıbbi bilgi ve becerinin kazanılmasıdır. Ameliyat masaları üzerindeki giderlerden kimbilir kaç insanın kanı akmıştır? Ameliyatlar sonrasında kurbanlar zaten kan kaybından veya enfeksiyondan hayatlarını kaybediyorlardı.

Kampta sergilenen işkence masaları ve idam düzenekleri yerli yerinde durmaktadır. Bu kampa on yıl önce geldiğimde Hitler’i anlatan belgesel filmler duvarlardaki dev ekranlarda gösteriliyordu. Bu defa onları göremedim. On yıl önce insanların toplu olarak yakıldığı fırınları da gezmiştim fakat bu gezimde onları da bulamadım.

22 Nisan 1945 tarihinde Sovyet Kızılordusu’nun 47. Tugayı tarafından hürriyete kavuşturulan kampta toplam olarak 200 binden fazla insan esir edilmiş, bunların yarısı yetersiz beslenme, tifo ve sarılık gibi salgın hastalıklarla ve kışın dondurucu soğuğu ile hayatını kaybetmiştir.

Yukarıda belirtilen nedenler dışında, birçok insan da, tıbbi alandaki deneysel amaçlarla öldürülmüşlerdir.

Sachsenhausen kampındaki tutuklular: 19 Aralık 1938

Nazi kayıtlarına göre bu kampta 2 binden fazla kadın esir de yaşamıştır. Kadın esirler “Aufseherin” adı verilen kadın gardiyanlar tarafından kontrol edilmiştir. Kamptaki her on esir için bir SS subayı görevlendirilmiştir.

Bütün Nazi kamplarında olduğu gibi burada da inanılmaz derecede insanlık dışı olaylar yaşanmıştır. Kamptan içeriye girildiğinde, komuta merkezinin önünde bulunan toplanma alanındaki ağaç direklere bağlanan esirler ateşli silahlarla vurulmuş, bir kısmı da asılarak idam edilmiş; böylece diğer esirlere gözdağı verilmiştir.

Kampta attığınız her adımda burada yaşanan olayları göz önüne getiriyorsunuz. Adeta kendiniz yaşıyorsunuz. Şu anda gözetleme kulesinin karşısında dikili olan üç tane direkte kurşun izleri duruyor. İdam çengellerinden bir tanesi de bir binanın dış duvarında yer alıyor. Yeşil çimenler üzerinde adım atarken, gezindiğimiz yerlerde sürüklenerek getirilip direklere bağlanan ve bir manga asker tarafından vurulan esirleri gözümüzde canlandırıyoruz. İdam çengeli çok sağlam bir şekilde duvara tutturulmuş. Kimbilir kaç insan bu çengelin ucunda boğularak can verdi?!

1939 Eylül ortasında Berlin Belediyesi sınırları içinde yaşayan 900 Yahudi bu kampta açlık, bitkinlik, kötü muamele ve tedavisizlik sebebiyle hayatlarını kaybetmişlerdi.

1940 yılında Alman işgalindeki Polonya topraklarındaki elit tabakayı eritmek için, çoğu doktor, papaz, kamu görevlisi ve işgale muhalif kişiler de kampın esirleri arasında yer aldılar.

4 Nisan 1941 tarihinde Eichberg Akıl Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Friedrich Mennecke adlı SS doktoru „14 f 13“ kod adıyla tarihe geçen fiziksel-zihinsel özürlü ve güçsüz esirlere öteneziya uygulaması için aday tespitleri yapmıştır. Seçilen kurbanlar gaz odalarında öldürülmüşlerdir.

Ağustos 1941’de Sovyet Kızılordu mensubu yaklaşık 18 bin savaş esiri Sachsenhausen toplama kampına intikal etmiştir. Esirlerin kampa varışlarının hemen ardından 13 binden fazlası Naziler tarafından vurularak katledilmişlerdir.

1944 yılı Ağustos ayında Varşova’da patlak veren başkaldırı üzerine Almanlar, yaklaşık 3500’ü Sachsenhausen Toplama Kampı olmak üzere yaklaşık 65 bin Polonya vatandaşını Almanya’daki çeşitli toplama kamplarına nakletmişlerdir. Esirler, kampta zorunlu tıbbi deneylere maruz bırakılmışlardır.

Kamp muhafızları, müttefik kuvvetlerin Almanya’ya ilerleyişi karşısında Sachsenhausen Toplama Kampı'ndaki 30 bin esiri kuzeybatı istikametinde “Ölüm yürüyüşü” adı verilen zorunlu yürüyüşe tabi tutmuşlar; hasta ve güçsüz olanları ve yürüyüş temposuna ayak uyduramayanları öldürmüşlerdir. Bu yürüyüş sırasında hayatta kalmayı başarabilenler Sovyet Kızılordusu tarafından 2 Mayıs 1945 tarihinde Schwerin kasabası yakınlarında serbest bırakılmışlardır.

Sachsenhausen Kampı'ndan 500 kg insan saçı çıkarıldığı söylenmektedir. Kamptan ayrılıp otomobilimize doğru yürürken kampın beton duvarlarının dış kısmında bulunan orijinal fotoğraflara bakmaktan gözümüzü alamıyoruz. Çünkü her fotoğraf karesi yaşanmış bir trajediyi haykırıyor.

Sachsenhausen toplama kampı aslında Polonya’daki Nazi kampı Auschwitz-Birkenau Kampı'nın bir şubesi sayılır. Auscwitz Kampı'nda sergilenen dökümanlar bu gerçeği bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.


İlgili Haberler
left
right
 
4 Aralık 2017 Pazartesi 21:53
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık