Ana Sayfa » TARİH » Bir zamanlar Bursa'da otel hanlar vardı

Bir zamanlar Bursa'da otel hanlar vardı

Otel ve terminallerin yaygınlaşmaya başladığı 1960’lı yıllara kadar, şehir ve kasabalara konaklama amaçlı gelen yerli ve yabancı yolcuların, tüccarların, kapılarına dayandıkları mekânlar, genellikle hanlardı.

 
 
Bir zamanlar Bursa'da otel hanlar vardı

Fevzi ŞEN

Bursa Kent Tarihi Araştırmacısı

Otel ve terminallerin yaygınlaşmaya başladığı 1960’lı yıllara kadar, şehir ve kasabalara konaklama amaçlı gelen yerli ve yabancı yolcuların, tüccarların, kapılarına dayandıkları mekânlar, genellikle hanlardı. Genellikle diyorum, çünkü bir kısım yolcular, her zaman olduğu gibi akraba, hısım ve arkadaşlarının evlerinde konaklardı.

Yaya, binek hayvanlı ya da at arabalı yolcular, tüccarlar, menzillerine doğru yol alırlarken konaklama ihtiyaçlarını geceleri ulaştıkları köylerin köy odalarında, kervan yollarında ise, önlerine çıkan ilk kervansaraylarda, kasaba ve şehirlerde ise, ticari hanlarda ya da arabacı (köylü) hanlarında karşılarlardı.

Evet, yerli ve yabancı yolcuların tüccarların ilk konaklama yerleri genellikle köylerdi. Köy odalarında gecelerler, arzu ederlerse, birkaç gün kalarak, yol yorgunluklarını atarlardı. Köylüler, bu misafirlerinin, yeme-içme ve barınma ihtiyaçlarını, kendilerini tanrı misafiri gördüklerinden, Allah’ın rızasını kazanmak adına severek yaparlardı. Köy halkı, sırasıyla evlerinden birkaç kap yemeği, ekmeği, yakınlarının ya da köy bekçisinin eliyle misafir odasına kadar gönderirlerdi. Misafirlerin yanlılarında binek hayvanları varsa, onların ahır ve yem ihtiyaçlarını da giderirlerdi. Yaşı 70’in üzerinde olan bazı insanlarımız yıllar önce çıktıkları yolculuklarda köy odalarında konuk olmuşlar, bu misafirperverliğe bizzat tanıklık etmişlerdir.

Yabancı gezginler, kaleme aldıkları seyahatnamelerinde, topraklarımız üzerinde yaptıkları yolculukların anılarını yazarlarken, kaldıkları köylerdeki insanımızın yardımseverliğinden övgüyle bahsetmişlerdir.

Anadolu’daki hanların ve kervansarayların sayıları Selçuklu ve Osmanlı zamanında çok artmıştır. Bunların sosyal ve ekonomik yaşamda önemli işlevleri vardı.

Bursa’daki kervan yolları üzerindeki Kestel Aksu Köyü Hanı, Karacabey Issız Han, Tuzhisarı Sultan Han… gibi onlarca kervansaray, yolcu ve tüccarlara kucak açarlardı. Bu kervansaraylar; 35 - 40 km. aralıklarla, yaya yürüyüşü ile bir günlük mesafelere vakıflar tarafından hayır hizmeti olarak yaptırılmışlardı.  

Kervanlar, akşamları bu hanlara gelir, üç günlük süreyle, milliyetine ve dinine bakılmaksızın, misafir edilirler, yiyecek, içecek, yatak, sağlık, hamam ihtiyaçları parasız karşılanır, güvenlikleri sağlanırdı. Hayvanları da bu olanaklardan yararlanırlardı. Gelenlerin dini ihtiyaçları da düşünülmüştü; hanın şadırvanında abdest alınıp, mescidinde namaz kılınırdı.  

Kervansarayların çoğu, ticari yolların ve ihtiyaçların değişmesi sonucunda, zaman içerisinde önemlerini kaybettiklerinden, bir kısmı tamamen yok olmuş, ayakta kalabilenlerin de bir bölümü bugün harap bir vaziyette bulunmaktadırlar, çok azı onarılıp turizme hizmet vermektedirler.

“Han Duvarları” adlı eserinde FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL:

“Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,

Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…        

Gidiyorum, gurbeti gönlümde duya duya,

Ulukışla yolunda Orta Anadolu’ya.

........................................................

Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri

Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri.

Bir devâ bulmak için bağrındaki yaraya,

Toplanmıştı garipler şimdi kervan saraya...”

Mısralarıyla, bu kervansaraylardan bahsetmekte.

Han yolcularının, şiir diliyle duvara yazdıkları, hüzün dolu duygu ve düşüncelerini de:

“Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım,

Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!

Garibim, nâmıma Kerem diyorlar.

Aslı’mı el almış harem diyorlar.

Hastayım derdime verem diyorlar.

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben...”  

dizeleriyle aktarmaktadır.      

Şehir merkezlerindeki hanların bir kısmı ticari amaçlıydı. Hükümdar ve devlet adamlarımız tarafından, vakıf olarak yaptırılan bu hanların çoğu, bugün de önemli ticaret merkezleri olup Selçuklu kervansaraylarının geliştirilmiş biçimleridir. Tüccarların, eşyaları ve hayvanları ile birlikte kaldıkları, mallarını sattıkları hanlar, yapılış tarzları bakımından birbirinin benzerleridir. Çoğunlukla iki katlı, kalın duvarlı, kareye yakın planlı, kesme taştan yapılmış, çok odalı yapılardır. Hanın alt kısmı da üstü gibi olup, farkı, odaların (mağazaların) önlerinin camekânlı olmasıdır. Her hanın mutlaka ahırı da bulunurdu. Ticari hanların da bir bölümünde mescit, avlularında şadırvan vardı.  

Ticari hanlar, genellikle içlerinde alınıp satılan ürünlerin cinsine göre adlandırılırdı: Tahıl Han, Fidan Han, Koza Hanı ve Tuz Hanı gibi… Toptan ticaret yapılan yerlere Kapanhan denirdi. Hanın, oda oda kiraya verilmesiyle elde edilen gelirler, mevcut hana ya da kurucusunun yaptırdığı hayır kurumlarının (camilerin, imaretlerin) giderlerinin karşılanmasına harcanırdı.

Tüccar kervanları, şehre geldiklerinde, doğrudan bu hanlara girerlerdi; yüklerini alt katlarda, depo olarak kullanılan odalara boşaltırlardı. Kendileri üst kattaki odalarda istirahate çekilirken, hayvanları da ahır olarak kullanılan, hanın bir bölümüne yerleştirilirdi. Belli bir saatten sonra han kapıları kapanır, yolcuların sayımı yapılır, eşyaları ve hayvanları tespit edilir, can ve mal güvenlikleri sağlanırdı. Geldikleri gibi can ve malı korunmuş olarak yolcu edilirlerdi.

Bursa’nın en eski ve büyük hanlarından biri ‘Bali Bey Hanı’dır. XV. yy. da Niğbolu Sancak Beyi Hamza Bey’in oğlu Bali Bey adına yaptırılmıştır. Buradan elde edilen gelirin bir kısmı Yenişehir’deki vakıf eserlerine harcanırdı. Diğer hanlardan farkı üç katlı olmasıydı. Büyükşehir Belediyesi’nin restorasyonu ile harap halden ve yok olmaktan kurtarılmıştır. Demirtaş Paşa Türbesi’nin kuzeyine düşmektedir. Tophane’ye çıkan yolun alt tarafında (doğusunda) bulunuyor.

 

1960’LI YILLARA KADAR, ŞEHİR VE KASABALARDA ARABACI (KÖYLÜ) HANLARI VARDI            

Arabacı (Köylü) hanları nasıl yerlerdi?

Oralarda yolcular için otel, terminal ve hayvanlar için ahır hizmeti verilirdi. Handa ayrıca, arabacıların, atının ve arabasının ihtiyaçlarını karşılayabileceği atölye ve dükkânlar da bulunurdu.

Bu tür hanlar iki katlı ahşap karkas türünde yapılmış yapılardı. Büyükçe bir kapıdan avluya girilirdi. Zemin katlarda günün ihtiyaçlarını karşılayan, sayacı, terlikçi, ayakkabıcı, nalbant, semerci gibi dükkânlar, iş yerleri; ikinci katlarda ise yatak odaları bulunurdu.

At arabalarıyla, binek hayvanlarıyla veya yaya gelen yolcular, buralarda günün şartlarına göre ağırlanırlar ve konaklarlardı. Arabacı, arabasını han avlusuna, hayvanını ise ahıra çekerdi. Hanlarda kahvehaneler de bulunurdu. Bunların içlerinde peyke tabir edilen uzun sedirler vardı. Yolcular bu sedirlerde yorgunluklarını giderirler, kahvelerini yudumlarlar, birbirleriyle sohbet ederlerdi. Geceleri, han odalarında kalmaya maddi gücü yetmeyen arabacılar, yanlarındaki yorgan ve yastığını kahvehane sedirine yayarlar, orada yatarlardı. Yolcular ekonomik durumuna uygun odalarda kalırlardı. Şimdiki oteller gibi onların da birinci, ikinci ve üçüncü sınıfları vardı. Zenginler karyolalı odalarda, garibanlar ise hasır üzerinde yerde yatarlardı.

Her handa, hancının denetiminde, her türlü malzeme ve kap kacağın olduğu bir mutfak da yer alırdı. Bu mutfaktan arabacılar ve diğer müşteriler ortak yararlanırlardı.

 

BURSA’NIN BAZI ARABACI HANLARI:

Bursa’da, iş adamları tarafından yaptırılan konaklama amaçlı hanların bir kısmı sahibinin, bir bölümü de köy ve kasabasının adıyla anılmaktaydı.

Her köyün, atını arabasını çektiği, icabında gece de konakladığı belirli hanı vardı. Dağ köylerinden gelenler, genellikle Tahtakale yöresi hanlarına, ova köylerden gelenler ise Cumhuriyet Caddesi’nin alt ve üst tarafında yer alan, Şehreküstü civarında ve Kayhan’da bulunan hanlara gelirlerdi.

Merkezi Pazaryeri’nde de hanlar vardı. Bu hanlarda, genellikle Bursa dışından ve ilçelerinden gelen kimseler konaklardı.

Şehrin doğusunda ve batısında bulunan hanlar da vardı.

Köylüler, bahçe ve tarla ürünlerini ‘Tahtakale Hali’, ‘Demirtaşpaşa Mahallesi’ndeki Eski Sebze Hali ’‘, Nilüfer Köylü Pazarı’,.. Gibi hallere ve pazaryerlerine indirdikten sonra, at ve öküzlerin çektiği arabalarını kendi köylülerinin barındığı hanlara bırakırlardı.

Dağ köylüleri yüklerini genellikle at, merkep ve katırla şehre getirirler, onları pazar yerlerinde toptan veya perakende olarak sattıktan sonra Tahtakale’deki dağ yöresi köylülerinin kaldıkları hanlarına çekilirlerdi. İşlerini bitiremeyen köylüler hanlarda konaklarken, diğerleri öğleden sonra kazandıkları paraların bir kısmı ile ihtiyaçlarını gidermiş olarak, köylerinin yollarını tutarlardı.

Her köylü, genelde ihtiyaçlarını kendi hanlarında veya civarlarında karşılamaya çalışırlardı. Hayvanlarının koşum takımlarını, semerlerini, nallarını saraçlarda, semercilerde ve nalbantlarda, arabalarının eskiyen parçalarını da at arabası imalatçılarının atölyelerinde hallederlerdi. Yiyecek, giyecek, ayakkabı gibi hacetlerini, oğlunun kızının düğün ihtiyaçlarını, altın takılarını, ramazan ve bayram alışverişlerini, Bursa’nın merkezi çarşı ve pazarlarından temin ederlerdi. Akrabalarını, asker arkadaşlarını, hac arkadaşlarını, -eğer özel ziyaret etmemişlerse- yine pazaryerlerinde görebilirlerdi. Ayaküstü sohbetten fazlasını isterlerse, hep birlikte Kozahan, Fidanhan gibi hanların bahçelerindeki çay ocaklarına veya pazaryeri kahvehanelerine gidip, çaylarını yudumlarken hasret giderirlerdi.

1961 yılında Bursa’da Santral Garaj yapıldı. Şehirler ve ilçeler arası ulaşım tek merkezden yapılır oldu. Oteller ve motorlu taşıtlar yaygınlaşmaya başladı. Arabacı hanları işlevsiz kaldı, her geçen yıl azaldı. Hanların büyük bir bölümü yıkılıp, arsalarına iş hanları yapıldı. Bir kısmı da yola gitti. Birkaçı, harap bir halde, eski özelliğini koruyarak günümüze kadar gelebilmiştir. Buralarda hâlâ ticari amaca yönelik faaliyetler yürütülmektedir.

Şimdi, yerleri, adları pek hatırlanmayan, Bursa’nın belirleyebildiğim arabacı hanları şunlardı:

 

Tahtakale Mevkiindekiler:

Aralık Hanı:(Vezirî Caddesi’ndeydi. Aralık Han Çarşısı),

Çerkez Han:(Vezirî Caddesi’ndeydi. Marmara Sütmen İş Hanı)

Hürriyet Hanı (Ulu Cami’nin güneyinde, İnebey Caddesi’nde, Yeni Ankara Oteli)          

Pekmez Han: (Çelebi Caddesi’ndeydi. Akarsu-İpekçi İş Sarayı),

Tahıl Hanı (Fışkırık Caddesi’ndeydi),

Tomruk Hanı (Tahtakale pazarına giden yol üzerindeydi)

Uludağ Hanı (İnebey Hamamı yakınındaydı.),

 

Cumhuriyet Caddesi’nin Alt Ve Üst Tarafında Bulunan Hanlar:

Balkan Hanı (Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Şimdiki Elektronikçiler Çarşısının bulunduğu Özyol-Kırgıl İşhanı)

Bandırma Hanı (İnegöl Çarşısı karşısındaydı.)

Bosna Hanı (Kayhan’daydı. İyigüllü İş Merkezi.)

Dimboz Hanı (Meydancık’tan Kurtuluş Caddesi’ne inerken sağdaydı.)

Cumalıkızıklar Hanı (Cumhuriyet Caddesiyle, Ahmet Dai Sokak arasındaydı.)

Eskişehir Hanı (Sağır Fevzi Hanı- Cumhuriyet Caddesi üzerinde. 2011’de, adı geçen hanı Bursa Büyükşehir Belediyesi onarım, yenileme projesine aldı. 2013 yılı ortalarında tamamlandı, açılış gününü beklenmektedir.)

Gemlik Hanı (Yiğit Köhne Camiinin üst kısmındaydı.)

Kestel Hanı (Yeşil Bursa Hanı- Dayıoğlu Hamamı’nın güney doğusundaydı.)

Kozluviran Hanı (Dayıoğlu Hamamı’nın güneyindeydi.),

Şadırvanlı Han (Kayhan’da, Danış sokakta harap halde, her an çökme, yıkılma tehlikesi içinde idi. 2013 başlarında yıktırıldı.)

Çukur Han (Kayhan’da Danış Sokak’taydı. Altuntaş İşhanı),

Şeref Hanı (Şeref Oteli-İsmail Çavuş’ un Hanı diye de anılırdı. Yiğit Köhne Camii’nin alt tarafındaydı. Gemlik ve çevresinden gelenler kalırdı.)

Orhangazi Hanı (Yiğit Köhne Camii’nin bitişiğindeydi.)

Yoğurt Hanı (Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Kayhan Boğazı Caddesi üzerindeydi. Bir ara yazlık sinema (Nur sineması) olarak hizmet verdi.)

 

ŞEHREKÜSTÜ CİVARINDAKİ HANLAR:

Apolyont Hanı (Halil Ağanın Hanı - Zafer Plaza’nın doğusunda, yan sokakta. restore edildi.)

Gemlik Hanı (Durak Cadde ile Tavukçu Sokağın kesiştiği yerdeydi. Şimdi iş hanı)

Mahmut Paşa Hanı (Durak Caddesindeydi. H. Mahmut iş hanı)

Kanat Han (Fevzi Çakmak caddesindeydi. Hamurcu iş hanı.)

Kayapalılar Hanı (Merkez Oteli)

Köfeciler Hanı (Hasköylü Mehmet Ağa’nın Hanı. Hocailyas ilkokulunun doğusundaydı. Öztürk Apt. İş Hanı)

Kızılay Hanı (Fevziçakmak Caddesinde, Hamurcu İşhanı’nın karşısında idi. )

Selamet Han (Fevziçakmak Meydanı-İl Müftülük Binasının doğusundaydı.)

 

ÇANCILAR VE MERKEZİ PAZARYERİNDEKİ HANLAR:

Büyük Yenişehir Hanı (Esadiye, Hacı Hamdi Bey Hanı. Çancılar’daydı. Aslını kısmen koruyarak yeniden yapıldı. Mehmet Karsaklı-Yenişehir Hanı. Yenişehir, Bilecik, Söğüt otobüsleri, bir zamanlar bu handan kalkardı.)

Eski Kaplıca Hanı,(Eski Kaplıca yanındaydı)

Hacivat Hanı (Ankara yolu üzerinde, Hacivat deresinin yanındaydı.)

Hacı Kâmil Ağa Hanı (Demirtaş Mahallesi’nde. Hacı Kâmil Yılmaz İşhanı)

Koca Arap Hanı (Merkez Pazaryerinde, eski Bayathane Caddesi’ndeydi. Gökkurt İşhanı.)

Tahıl Han (Çancılar girişindeydi. İş hanı)

Yenişehir Hanı (Hacı Osman Bey Hanı. Çancılar Caddesi üzerinde, Tapu dairelerinin bulunduğu yerdeydi.)

 

DEĞİŞİK SEMTLERDEKİ HANLARIMIZ:

Mudanya Hanı (Şehreküstü’nde eski Yazıcıoğlu Sineması’nın bulunduğu yerdeydi.)

Zeytin Hanı, Küçük Zeytin Hanı ( Ulucami’nin doğusundaydı.)

Zincirli Han (Çakırhamam’da Timurtaş Türbesi’nin kuzeyindeydi.)

Tomruk Han (Bakırcılar Çarşısı’nın güney doğusunda, Şimdiki Ertaş İş Hanı’nın bulunduğu alanda idi.)

Arabacı Hanı kültürünü bizlerden sonraki kuşaklara aktarabilmek adına; uygun bir ARABACI HANI’nın onarılıp, atı-arabasıyla, sayacı, terlikçisi, nalbantı ile birlikte, cansız mankenler de kullanılarak, o günkü işlevleri ile düzenlenip müze haline dönüştürülmesini öneriyorum. Bir gün şehrimizde ARABACI HANI MÜZESİ kurulacağını umuyorum.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Not: Bursa’nın ‘Arabacı Hanları’ hakkındaki bir kısım bilgiyi, kendisi de bir zamanlar han sahibi olan rahmetli Mustafa Erseç’in, arkadaşı İsmail Doyuk’a, 1988’de bıraktığı bilgi notundan, bir bölümünü de, arkadaşım merhum Aydın Cura ile gençliğinde bir süre Bursa’da han dükkânında terlikçilik yapan dünürüm rahmetli Mehmet Omak beylerin bizzat yer göstermeleri sonucu, aylarca süren bir araştırma ile tespit ettim. İlk defa ayrıntılı bir şekilde Bursa basınında : ‘Evlâd-ı Fatihân Dergisi- Nisan/2002,’ de yayınlattım. Ardından,  ‘Bursa Araştırmaları Dergisi- Ağustos 2003’ sayısında ve ‘Tarihi Bursa Hanları ve Kapalıçarşı Kitabı- 2005/ TED Bursa Koleji Kültür Yayını’ ve ‘Bursa Time Dergisi- 2011’ de okuyucu ile buluşturdum. Tabii ki aynen değil, her yazımda araştırmalarım sonucu elde ettiğim yeni bilgileri ilave ederek.

Yeşil Bursa Dergisi / Sayı 6

 

İlgili Haberler
left
right
 
 
30 Aralık 2014 Salı 22:51
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık