Ana Sayfa » RÖPORTAJLAR » Bursa gezeğinde "Saz başlar, söz biter..."

Bursa gezeğinde "Saz başlar, söz biter..."

Bursa Dostlar Gezeği Başkanı Sabri Erdem ile bu kültürün dünü, bugünü ve geleceğine dair bir röportaj yaptık. Osmanlı musiki ve sohbet geleneğinin mirasçısı konumundaki bu özel değere, Bursa Festivali’nde yer verilmesi en büyük dilekleri.

 
 
Bursa gezeğinde

 -Sabri Bey, öncelikle Gezek nedir bize anlatır mısınız?

 

Ansiklopedik anlamıyla tarif etmek gerekirse; geçmiş ve gelecek arasında bir kültür köprüsü oluşturarak, temelinde Türk Musikisi olmakla birlikte örf, adet ve geleneklerin yaşatılması amacıyla, birbirlerini tanıyan ve seven insanların, yaş ve meslek farkı gözetmeden, periyodik olarak belli zamanlarda bir ‘Gezek’ üyesinin evinde toplanıp, belirlenmiş kurallar çerçevesinde icra ettikleri, sazlı, sözlü, kültürel sohbetli ve ikramlı ortama GEZEK denir diyebiliriz.

 

-Gruplar kaç kişiden oluşur? Üyelerin ne gibi görevleri var?

 

Gezekçinin gönlü, dostlarının olabildiğince fazla olmasını arzu etse de, evlerdeki kısıtlı imkanlar buna olanak vermemektedir. Bizim, ‘Bursa Dostlar Gezeği’ olarak 25 üyemiz bulunmaktadır.

Gezek üyeleri, yüzyıllardır devam eden bir kültürün mirasçıları olduklarının farkında ve bilincindedirler. Bu yüzden, gezek ve gezekçilik ruhunun, gerek yurt içinde, gerekse de yurt dışında tanıtılması, yaşatılması ve yaygınlaştırılması gibi amaç ve etkinlikleri, birey olarak her üyemiz de benimsemiş durumdadır.

Musiki ile bezenmiş bir dünyada, sevgi dolu bir gönül taşımayı bilen gezekçiler, dostluk, fedakarlık, yardımlaşma ve sanat bilinci içinde olduklarından, gerek üyeleri, gerekse kollarının uzanabildiği yerlerdeki insanlar arasında sosyal, kültürel, ekonomik dayanışma ve yardımlaşma için çaba gösterirler..

Böylece de, Bursa’mıza özgü sazlı, sözlü ve sohbetli bu kültür mirasının köklü geçmişinden, gelecek kuşaklara taşınabilmesi adına görevleri olduğunu bir an bile akıllarından çıkarmadan, buna göre hareket ederler.

 

-Bir gezek oturumu nasıl başlar, ne şekilde sonlanır?

 

“Saz Başlar, Söz Biter”…

Gezeklerin olmazsa olmaz kurallarından biridir bu deyiş. Sazlar musikinin o insan ruhunun derinliklerine işleyen ilk nağmelerini sunarken, artık başka bir söze gerek yoktur.. Ve bu yüzden de saz başladığında, söz gerçekten biter. Bitmelidir de…

Ellerde kolonya ve şeker, yüzlerde en içten duyguları yansıtan gülümseme ile karşılanır Gezek dostları. Balkona veya dışarıdan görülebilecek en uygun yere asılan ve Gezek’in bir simgesi olan “Gezek Feneri” ile de evi bulmakta zorluk çekenlere yol gösterilir. Malum, her Gezek üyesi senede bir kez evinde Gezek yapabilmekte. Bu yüzden evler hatırlanamayabilinir veya evi hiç bilmeyen yeni Gezek üyeleri de olabilir. Bu nedenle bir işaret feneri asılır evin görünür bir yerine.

Ama tüm bunların dışında ‘Gezek Feneri’nin çok daha farklı bir anlamı vardır ev sahibi için..Büyük bir gurur ve mutlulukla balkonlara asılan bu “Gezek Feneri” ayrıca; “İşte bakın, bu akşam benim gönül dostlarım geliyor. Ben bu yüzden çok mutlu ve gururluyum.. Bu mutluluğumu da sizlerle paylaşıyor, bu mutluluğa katılmak isteyen tanrı misafirlerine de kapımızın açık olduğunu haykırıyorum” diyen bir anlam da taşır..

Başka beklenen arkadaş yoksa ve başlama vakti gelip sazlar da yerini aldı ise, o akşam hangi makam icra edilecekse onun “Peşrevi” ile saz peşrevi başlar ve söz biter. Hemen takiben de, yine önceden belirlenmiş, aynı makam şarkılarından oluşan ve Gezek’te bulunanların tümünün katıldığı “Meydan Faslı” başlar.

Arada değişik sazlardan “taksimler” dinlenir ve ilk bölüm biter..

İkinci bölüme geçmeden önce ev sahibi, Allah ne verdi ise ikramını yapar ve bu ikram sırasında üye arkadaşlarımız ev sahibine yardımcı olacak bir şekilde hizmete ortak olurlar..

Sonrasında, Gezek ile ilgili üye arkadaşlara aktarılacak konular varsa, başkan tarafından ilan edilir ve söz, sunumları yapacak arkadaşa devredilir..

Kültürel veya güncel konulardan oluşan konuşmayı hazırlayan arkadaşımız davet edilir ve aktaracakları merakla dinlenir. Çünkü ondan alınacak bilgiler önemlidir ve bizlere katkı sağlayıcı niteliktedir.

Daha sonra, solo şarkıların okunduğu, üyelerimizden veya varsa misafirlerden oluşturulan ( ev sahibi veya ev sahibinden izin almak kaydıyla üye arkadaşlar misafir davet edebilir) “Solistler Geçidi” başlar.

Ve solo şarkıların ilkini ‘Gezek sahibi’ söylemek zorundadır.. Bu da demektir ki, başka zaman solo yapmaya niyetli olmayan arkadaşlar, zorunlu olarak da olsa yılda bir kez kendi evlerinde solo yapmak zorundadırlar.

Ayrıca, bu bölümleri sunan arkadaşımız da şarkı aralarında, fıkra ve şiirlerle ortama renk ve keyif katar.

Üçüncü bölüm, bu keyifli ve coşkulu beraberliğin artık sonuna gelindiğini gösterir.. “Oyun Havaları” çalınıp hep birlikte oyunlar oynanır ve;

“Gezeğimiz burada sonuna erdi.

Kalmadı kimsenin içinde derdi.

Geceniz hayırlı olsun baylar bayanlar.

Bursa Dostlar Gezeği sizi selamlar.”

diyerek hep birlikte söylenen ‘Gezek final şarkısı’ ile gece sonlanır..

 

-Dış Gezek ne anlam ifade ediyor?

 

Her Gezek dönemi sonunda, eşli olarak tüm Gezek üyeleri (çok özel mazereti olanlar hariç) Bursa dışında, yeri daha önceden belirlenmiş bir yere tatil veya kültür amaçlı geziler yapmaktayız. Gittiğimiz yerlerde eğer durum müsaitse ve biz Gezek yapma imkanı bulursak, bu da Gezek’in tanıtımı adına çok yararlı bir iş yapılmış olduğuna inanırız.

 

-Bursa gezekleri nasıl doğmuş?

 

Bursa, Osmanlı’ya başkentlik yapmasının yanı sıra, padişahların musikiye olan merakları ve müzisyenlere verdikleri değer ile de musiki ve eğlence kültürünün gelişmiş olduğu bir kentti.

Böyle bir ortam içinde, yüzyıllardan bu yana musiki ile ilgilenen, saza, söze ve gönül dostluğuna önem vermiş esnaf, memur, zanaatkar ve diğer mesleklerden kişiler bir olmuşlar, birlik olmuşlar ve koydukları kuralların yanına, kendi kültürümüzde de var olan terbiye, tevazu, dayanışma ile sevgi ve saygıyı da alarak, belli zamanlarda bir araya gelmek suretiyle, musiki ile yoğrulmuş bu dost meclislerini oluşturmuşlardır.

İnsanları taraf yaparak, muhabbetin husumete dönüştürülmesine neden olabilecek siyaset, spor ve inanç vs. gibi hiçbir konu gündeme gelmez bu toplulukta.. Büyüklere saygının, küçüklere sevginin, dayanışma ve birlikteliğin bayrak yapıldığı bu gönül meclislerinde, yerleri dar olsa bile gönlü geniş insanlar vardır.

Musiki ile ilgili eğitim kurumlarının olmadığı veya az olduğu dönemlerde bir nevi okul görevi de gören gezekler, eskisi kadar olmasa da bu yöndeki etkilerini uzun yıllardan bu yana sürdüregelmektedirler.

 

-Bursa gezeklerinde yetişen sanatçılar kimler var?

 

Zeki Müren, İnci Çayırlı, Recep Birgit, Cahit Peksayar, Erdinç Çelikkol gibi sanatçıların yanında, gezeklerde yetişmiş veya oradaki üstadlardan feyz almış; Müzeyyen Senar, Yıldırım Gürses, Burhan Dikencik, Serdar Kaşıkçılar da aklımıza ilk gelenlerden.. Ayrıca, Selahattin Dacı (Neyzen), Santuri İbrahim, İzzet Gerçeker (Hoca-Tanburi), Yaşar Kızılay (Hoca), Mustafa Sazer (Kemençe), Niyazi Derindere (Kanuni), Topal Niyazi (Hanende), Musa Kumral (Udi), Necmi Derindere’yi (Ritm) de unutmamak gerek..

 

-Bu kültürü günümüzde yaşatan kaç gezek grubu var Bursa’da?

Bursa’da ‘gezek’ adı altında 6-7 kadar topluluk olduğunu sanıyorum. Ama ‘Gezek kültürü’nü yaşama ve yaşatma adına hareket eden üç tane ‘gezek’ var. Bunlar, benim başkanlığını yaptığım ‘Bursa Dostlar Gezeği’, ‘Bursa İpekyolu Dostluk Gezeği’ ve ‘Bursa Sevgim Gezeği’.

 

-Bursa eşrafından kimler yer alıyor gezeklerde?

Bunu Bursa eşrafı olarak yanıtlamayalım.. Çünkü ‘Gezekçilik’ bir gönül işi ve bizim gönlümüz bu yöndeki tüm gönül dostlarına açık..

Ama bu soruyu, davetlerimizde geçmişten bugüne bizleri kırmayarak, gezeklerimizi zamanları ölçüsünde onurlandıran, kendilerine şükran duyduğumuz hocalarımızın isimlerini anmakla cevaplamış olayım. Rahmetli Avni Anıl, Burhan Dikencik, Erdinç Çelikkol, İnci Çayırlı, Kutlu Payaslı ve Filiz Başıbüyük, ‘Bursa Gezekleri’ne renk veren, bizleri yönlendiren, bizlere yol gösteren, onlarla birlikte olmaktan dolayı da bizleri onurlandıran hocalarımızdır.

İlaveten, dönemin vali, vali yardımcıları, belediye başkanları ve il kültür müdürünün de bazı ‘Gezek Akşamları’nda bizlerle birlikte olmaları, bizleri mutlu ettiği gibi, ‘Gezek Kültürü’nün devamlılığı ve tanıtımı adına da umutlandırmaktadırlar.

 

-Gezek kültürü, kentlere ve insana ne tür katkılar sağlıyor?

 

Biliyoruz ki kültür, bir toplumun geçmişi ile geleceği arasındaki köprüdür ve bu nedenledir ki o toplumun ayakta kalabilmesi için de en önemli temel taşlarından biridir. Anadolu, tarihte birçok topluma ev sahipliği yapmış, birçok kültürün de doğup büyüdüğü beşiği olmuştur.

Temelinde aynı olmasına karşın, aynı topraklar üzerinde yörelerine göre bazı farklılıklar gösteren zengin bir kültüre sahiptir Türk toplumu. Gezek kültürü de bunlardan biridir.

Gezeği de bu anlamda ele almak ve Bursa’ya ait bir kültür mirası olması dolayısıyla da önemsemek gerekir diye düşünüyorum. Bunun bilincinde olmak da, kentimize sağladığımız en büyük katkıdır. Atatürk’ün kurduğu ‘Halkevleri’ de sanırım böyle bir amaca hizmet ediyordu.

 

-Gezek kültürünü yaşatmada kent yöneticilerine ne gibi görevler düşüyor? Gereken destek veriliyor mu?

 

İşte burası işin en önemli yanı ve biz bu konuda çok dertli olduğumuzu söyleyebiliriz.. Sayın kent yöneticilerinin ara sıra da olsa Gezek misafirleri olduklarını ve bunun da ‘Gezek Kültürü’nü tanıtma ve yaşatma adına bizler için umut olduğunu söylemiştik.. Hepsi bu kadar..

Ne düşünüyorlar bilinmez ama, sanıyorum ki Gezekler üç beş kişinin bir araya gelerek yaptıkları eğlence olarak algılanıyor. Veya böylesi bir ilgisizlik, bu izlenimi doğuruyor bizlerde..

Gezek her şeyden önce bir Bursa kültürüdür..Bunu defalarca tekrar ediyoruz.. Bu yüzden de, Bursa tanıtımı adına yapılan, bu özelliğe uygun birçok organizasyonun içinde özellikle yer almalıdır diyoruz. Bizler Gezek yönetici ve üyeleri, bu gibi konularda her fırsatta kent yöneticilerine gerekli talep ve isteklerde bulunuyoruz. Ama inanın yüzyıllardan beri süregeldiğini söylediğimiz Gezek oluşumunu daha Bursa’da duymayan çok insan var.

Bu yüzden öncelikle bunu, Bursalılara tanıtmalıyız diye düşünüyorum.. Bizim bazı çabalarımız oluyor.. Ama sonuç olarak bu kültürü halka duyurabilmek için, bazı alt yapı ve teknik hizmetler de beraberinde gerekiyor..

Çeşitli programlar yapıyoruz. Kültür merkezlerinde, tv ve radyolarda programlarda tanıtıyoruz. Biz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, ama bu yetmiyor. Yetmemeli de…

Benim bu konuda, özel de olsa bir arzum ve çabam var.. Bursa Gezeği, Bursa Festivali’nde olmalı diyorum hep. Bu konuda, görebildiğim her yöneticiye bu konuyu açtım.. Festival programı içinde, görevlendirilen bir Türk Sanat Müziği solisti ile birlikte, ‘Bir Gezek Akşamı’ adı altında Bursalılara da cazip gelecek bir gece de oluşturulabilir pekala..

Hep söylediğim ve yazdığım bir söz var; Bursa Gezeği için, “Önce Festival, Sonra Unesco” diyorum.. Ama bu işler tek başına olamıyor ne yazık ki…

 
 
28 Aralık 2014 Pazar 20:08
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık