Ana Sayfa » TARİH » Eski Türk kavmi Bulgarlar ve Bursa'daki izleri

Eski Türk kavmi Bulgarlar ve Bursa'daki izleri

Kökenleri tam olarak aydınlatılmış değil. Kimi tarihçilere göre sadece bir Türk kabilesinden, kimi tarihçilere göre de birkaç Türk kabilesinin biraraya gelmesiyle oluşmuş bir ulustur. Bulgaristan Bilimler Akademisi'nin yaptırmış olduğu en son saha ve gen araştırmalarına göre; Bulgarlar'ın Orta Asya Türk kökenli kavimlerden biri olduğu ortaya konulmuştur.

 
 
Eski Türk kavmi Bulgarlar ve Bursa'daki izleri

Hüseyin GENÇ

Tarihi, kültürel ve ekonomik ilişkilerimiz bulunan Balkan ülkelerinden biri olan kuzeybatı komşumuz Bulgarları yakından tanımak ve birtakım yanlış algılamaları da ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir yazı hazırlamayı uygun gördük.

Kökenleri tam olarak aydınlatılmış değil. Kimi tarihçilere göre sadece bir Türk kabilesinden, kimi tarihçilere göre de birkaç Türk kabilesinin biraraya gelmesiyle oluşmuş bir ulustur. Bulgaristan Bilimler Akademisi'nin yaptırmış olduğu en son saha ve gen araştırmalarına göre; Bulgarlar'ın Orta Asya Türk kökenli kavimlerden biri olduğu ortaya konulmuştur. Bulgarlar, M.Ö. 209 yılının başından itibaren Orta Asya Hun Federasyonu içinde yer almışlardır. IV. yy.ın sonlarına doğru Kafkaslar'ın kuzeyinden batıya doğru göç ettiler. Bunların bir kısmı Karadeniz'in kuzeyine yerleşti. Bir görüşe göre de: V. yy.da Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan 'Ogur' denilen Türk kavimlerinin arasından ortaya çıkmışlardır. Bununla birlikte kimi yazarlar bunların Asya ve Batı Hun kökenli halkların birbirleriyle karışıp kaynaşmasından oluştuğunu ileri sürerler. Zaten adları da karışıp kaynaşmak anlamındadır. Bunların arasında 'Kutrigur' ve 'Utigur' gibi oldukça kalabalık kabilelerin yanında 'Onogur' denilen gruplar da vardır. Batı Hun İmparatoru Attila'nın ölümünden sonra doğuya dönen bir kısım Hunlar, Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Türk kavimlerine katılarak çoğaldılar. Attila'nın oğlu İrnek'in idaresinde Azak Denizi'ne dökülen Don ve Kuban ırmakları arasındaki stepleri yurt tuttular. O nedenle bunlar Attila'nın oğlu İrnek'in soyundan geldiklerine inanırlar. Buralarda bir süre Göktürk İmparatorluğu'nun egemenliği altında yaşamışlardır. Bulgar toplumunu oluşturan Utigurlar ve Kutrigur adlı asıl kabileler birbirleriyle pek geçinemezlerdi. Bizans'la da bazan düşman bazan dost oluyorlardı. 480 yılında Ostrogotlar'a karşı Doğu Roma İmparatoru Zenon ile müttefiklik kurdular. Bunların, 482 yılından itibaren kafileler halinde Roma İmparatorluğu'nun İtalya'ya sürdüğü Ostrogotlar'ın boşalttığı Aşağı Tuna boylarındaki topraklara yerleştiklerini görüyoruz. Bulgar adı da o yıldan itibaren duyulup yayılmaya başladı.

İlk egemen hanedanları 'Dulolar Sülalesi'dir. Aralarında Utigurlar ve Kutrigurlar gibi kalabalık topluluklar da bulunuyordu. 603'te aralarından Guston adlı biri vali (yönetici) oldu. Kendilerini Avarlar'ın himayesi altından kurtaran ise kendisine 'han' ünvanı verilen Kubrat'tır. Guston'un yeğeni olan Kubrat 619 yılında vaftiz edilmişti. Lakin tam anlamıyla bir Hıristiyan olamamıştı. Buraları Göktürk Devleti'nin egemenliğinden çıkınca bu zat Karadeniz'in ve Kırım'ın kuzeyinde 'Büyük Bulgaristan' denilen devletin temellerin attı. Kubrat 665 (ya da 642) yılında ölmüştür. Bunun ölümünden sonra toprakları, henüz daha Hıristiyanlığı kabul etmemiş olan 5 oğlu arasında paylaşılmıştır. Kabilelerin çoğu Bat Bayan (çok zengin/varlıklı) / Bezmer (bezmez/yılmaz), Kotrak ve İsperih/Asparuh (doğan kuşu) adlı oğullarının etrafında toplanmışlardır. Böylece Bulgarlar 3 hordaya (toplum) bölündü. Bunlardan Bat Bayan yönetimindeki ilki yerinde kaldı. Bunlar önce Hazarlar'ın egemenliği altında büyük bir prenslik kurdular. Varlıklarını buralarda sürdürdüler.. Emevi ordularının Hazar topraklarına saldırıları üzerine daha kuzeye çekildiler. Ülkeleri daha da genişledi. Buralarda yaşamaya başladılar.

Kotrak yönetimindeki ikinci horda kuzeye yönelerek Volga ırmağı boyunca ilerledi. VIII. yy.da Volga ve Kama ırmakları arasına yerleştiler. İyi bir örgütlenmeyle geniş bir çevreye yayılan 'Büyük Bulgaristan İmparatorluğu' kuruldu. Başkentleri bugünkü 'Tataristan Özerk Cumhuriyeti' sınırları içinde kalan 'Bulgar' kenti idi. Diğer önemli bir kentleri de Suvar ve Kazan'dı. Bu kentler keçe çadırlardan ve ahşap kulübelerden oluşuyordu. Buraları adeta bir ordugâh görünümündeydi. Yaz aylarında kentleri terkederek otlaklara çıkarlardı. Av ürünleri ve kürk ticareti başlıca gelir kaynaklarıydı. Dericilik ve ayakkabıcılık zanatları gelişmişti. Bulgar çizmeleri ünlüydü. Bu yörede bir uygarlık yaratmışlardır. 921 yılında Halife Muktedir'e din değiştirme kararlarını bildirdiler. İbni Fadlah'ın başkanlığında bir İslam elçiler kurulu buraya gönderildi. 922 yılından itibaren de yoğun olarak İslamiyeti kabul etmeye başladılar. İslamiyeti ilk kabul eden Türk kavimleri arasında bu Volga Bulgarlar'ı da vardır. İslamiyet onların yaşamlarını fazlaca değiştirmese de yazıyı öğrendiler. Kent yaşamları değişip gelişti. X. yy.dan sonra, 1180 ile 1125 yılları arasında Bağdat Halifesi adına gümüş para bastırdılar. Kıtlık yıllarında Rusya'ya buğday satmışlardır. Bu yıllardan sonra Slav akınları çok arttı. XIII. yy.da bunlara taciz amacıyla, Rusya tarafından sınırlarında Nijni Nevegered (Gorki) kenti kurulur. Sonradan yapılan kazılarda Bulgar kentinin iki camisi ve hamamları ile 50000 nüfusa sahip büyükçe bir yerleşim yeri olduğu ortaya çıkmıştır. Müslüman gömüt taşları bulunmuştur. Tuna Bulgarlar Slavca bunlar ise Çuvaşça/Türkçe konuşuyorlardı.

Üçüncü horda İsperih yönetiminde (644-702) batıya doğru gitti. Önce Romanya'nın Denube ve Baserebya yörelerine yerleştiler. Para karşılığında bir süre Bizans sınırlarını beklediler. Bizans, bir ara asıl Bulgarları oluşturan büyük topluluklardan Kutrigurları Utigurlar üzerine kışkırttı. Utigurlar Kutrigurları yendiler ve onları Balkanlar'ın batısına ve güneyine sürdüler. Kutrigurlar'ın bir kısmı bu olaydan sonra Batı Roma'ya sığınmışlar'dır. Bir bölümü İtalya topraklarına yerleşip köyler kurmuşlardır.

679 yılında toplu olarak Tuna'yı aşan Bulgarlar, Dobruca ve Deliorman arasındaki Mesia denilen yöreyi yurt tuttular. 680'den itibaren de Balkanlar'a tamamen yerleştiler. Bu arada kendi öz dilleri olan Türkçeyi unutmaya başladılar. 681'de o zamanki krallarının emriyle topluca Slav dilini benimseyip Slavlara karıştılar. O dönemde güçlü bir devlet oldular. O yıllarda Arap saldırıları sonucunda Bizans zayıf düşmüştü. Konstantinopolis'e (İstanbul) bile saldırılar düzenlediler. 762 ve 811 saldırıları çok önemlidir. 811'deki saldırıda Bulgar Kralı Kurum Han Bizans İmparatoru Nikephoros'un ordusunu bozguna uğrattı. Kendisini de tutsak etti. Öldürüp kafatasına içki doldurup içti. Kral Boris 864'te Hıristiyanlığı kabul etti. Bulgarlar bu tarihten sonra kitleler halinde Hıristiyan oldular. Bir kısmı tamamen Slavlaştı, dillerini ve eski inançlarını unuttular.

Dobruca ve Deliorman yörelerine yerleşen Tuna Bulgarlar'ının ilk başkenti Şumnu yakınlarındaki tarihi Pliska kentidir. Daha sonraları Bulgaristan'ın orta bölümündeki Veliki Tırnova başkent olmuştur.

VIII. yy.a ait Slavca bir belgede Bulgar hükümdarlarının listesi vardır. Listenin birinci bölümünde Tuna ötesi hükümdarlar, ikinci bölümünde ise İsperih'ten Umur Han'a kadar olanlar yer almaktadır. İsimlere dikkat edilecek olursa bunların eski Türk adları olduğu anlaşılır! Eski Bulgarlar'ın adları Türkçeydi. Söz konusu belgenin I. bölümünde ayrıca Attila'nın oğlu İrnek'in 150 yıl, babasının ise 300 yıl hüküm sürdükleri yer alıyor. Bu durumda 453 yılında yönetici olan İrnek, 603'te valilik yapan Guston'dan150 yıl önce yaşamış oluyor. Burada anlatılanlar çelişkili ve abartılıdır. Gerçekle uzaktan yakından bir ilgisi alakası yoktur.

Doğu'da kurulan 'Büyük Bulgar Devleti' 1237 yılında Moğollar tarafından yıkılmıştır. Bugün Bulgar ve Kazan kentleri çevresinde yaşayan Türkler'in (Tatar) bir bölümü bunların soyundan gelmektedir. Eski Bulgaristan denilen Kuzeydoğu Bulgaristan yöresine de Osmanlılar'dan çok önce Karadeniz'in kuzeyindeki asıl yurtlarından göç eden Kuman / Kıpçak Türkleri yerleşmiştir. Günümüzde burada yaşayan Türkler'in bir kısmı Kuman / Kıpçak kökenlidir. Evliya Çelebi de eserinde bu görüşü desteklemektedir.

Tuna Bulgar Devleti ilkin Bizans'ın ve 1364 yılındaki Sırpsındığı Savaşı'ndan sonra da Osmanlı egemenliği altına girmiştir.

1877-1878'deki Osmanlı-Rus Savşı'ndan (93 Harbi) sonra Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı bir prenslik, 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanından sonra da bugünkü bağımsız devletlerini kurmuşlardır.

Osmanlı döneminde tarım faaliyetlerinde çalıştırılmak ve örnek tarım yaptırmak üzere Rumeli'den Anadolu'ya değişik yıllarda gruplar halinde Hıristiyan halkların getirildiği bazı kayıtlarda yer almaktadır. Raif Kaplanoğlu'nun 'OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU' adlı kitabının 82. ve 83. sayfalarında yer alan 'XV. ve XVI. yy. da Bithynia'da Hıristiyan Köyleri' adlı bölümdeki listede Mihaliç'e (Karacabey) bağlı Bulgarlar adlı bir köyde 25 hane Rumeli sürgünü sığırcı kulların yaşadığı yer almaktadır. Keza öteden beri Yenişehir civarına da bazı Hıristiyan Bulgar çiftçiler yerleştirildiği biliniyor. Yukarıda adı geçen eserin 171. sayfasında da şöyle bir açıklama var: “Sultan II. Mehmet (Fatih) de Sırp, Macar ve Bulgar hıttalarından oluşan birçok ahaliyi İstanbul civarına naklederek buraların imar ve iskanına hizmet ediyorlardı. (…) Parça parça köyler kuruldu.” (Kirvotolos, s. 113-128)

Bursa'nın el yazmaları ile tanınan 'İnebey Kütüphanesi'nde bulunan Hicri 1325 (M. 1907) yılına ait 'Osmanlı Salname Defteri'nde yer alan bilgilere bakılırsa; 'Hüdavendigâr Vilayeti' nin Bursa, Ertuğrul, Karesi, Kütahya ve Karahisar-ı Sahip sancaklarının o yılki toplam nüfuslarının bir milyon 691 bin 277 olduğu yer almaktadır. Bunun da 863 bin 566'sı erkek, 827 bin 711'i de kadındır. Bu nüfusun etnik ve inanç temeline göre dağılımı listesinde toplam 4996 Bulgar nüfus gösterilmiştir. Yalnızca Karesi Sancağı'nda bin 635 Bulgar nüfus yaşamaktadır o yıllarda.

'Kurtuluş Savaşı' sırasında bazı eski Bulgar komitacılarının Anadolu'ya gelip çetelere girerek yardımcı oldukları ve Yunanlılar'a karşı saldırılarda bulundukları anlatılır.

Balkanlar'da Türk ırkına en yakın halklar Bulgarlar ve Macarlar'dır. Bir zamanlar bunlar da Türk'tü. Macarlar Kabar boyunun yönetimindeki Fin Ugurları'dır.

Bulgarlar, bugün için yoğun olarak Balkan dağlarının kuzeyinde ve güneyinde yaşayan geçmişleri miladi yılların başına değin uzanan eski bir Türk kavmidir. Bununla birlikte Rusya'da Volga ve Kama ırmakları'nın birleştiği yöre, Karadeniz'in ve Kırım yarımadasının kuzeyi, Ukrayna, Romanya, Makedonya, Sırbistan ve Yunanistan gibi yerlerde de hatırı sayılır bir Bulgar nüfus vardır.

Bugünkü Bulgarlar'ın artık Türklük ve Müslümanlıkla bir ilgileri alakaları kalmamıştır. Günümüzde orada yaşayan Müslüman Tükler Anadolu'dan gönderilen Yörük boylarının torunlarıdır.

Bulgaristan'ın bugünkü alanı 110 bin 912 kilometrekaredir. Nüfusu ise 7,5 milyon dolayındadır. Bunun da 1, 5 milyon kadarını Türkler ve diğer azınlıklar teşkil etmektedir. Doğum oranının çok düşük olması ve Avrupa'nın diğer ülkelerine göç nedeniyle nüfusu her yıl biraz daha azalmaktadır. Şimdiki başkentleri Sofya'dır. Bulgarlar ırk olarak biz Türklere diğer Balkan halklarından daha yakındır. Bugün Bulgarcada 3500 / 4000 dolayında Türkçe kökenli sözcük kullanıldığı belirtilmektedir.

 

KAYNAKÇA

Türkler'in Tarihi, Doğan Avcıoğlu

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, Raif Kaplanoğlu, Avrasya-Etnografya Vakfı Yayınları, İstanbul Ocak-2000

Türkler'in Tarihi, Jean – Paul Roux Milliyet Yayınları, Şefik Matbaası-İstanbul

Bursa İnebey El Yazmaları Kütüphanesi kayıtları

 

 
25 Ocak 2019 Cuma 22:49
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık