Ana Sayfa » KÜLTÜR-SANAT » Gerçek bir yurtsever Heykeltıraş Tankut Öktem

Gerçek bir yurtsever Heykeltıraş Tankut Öktem

Dört yaşındayken yaptığı balmumu heykellerle üstün yeteneği keşfedilen Tankut Öktem, dünyanın en iyi 10 heykeltıraşı arasına girerek çok özel çalışmalara imza attı. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili sayısız eser bıraktı. Tam bir yurtsever olarak yaşadığı hayatıyla örnek bir şahsiyet oldu.

 
 
Gerçek bir yurtsever Heykeltıraş Tankut Öktem

 

Naci PEHLİVAN

 

Tankut Öktem, Cumhuriyet’in ilk kadın veterinerlerinden Meliha Öktem ve yine veteriner Ali Öktem’in oğullarıdır. 1940 yılında Konya’da doğdu. Ailesinin görevi icabı Muş’ta kaldı. Üç yaşında resim, dört yaşında ise bal mumundan heykeller yapmaya başladı. Annesi çocuğunun bu kabiliyetini sezerek devamlı teşvik etti. Çocukluğunda uyumadan önce Kurtuluş Savaşı destanını ve Atatürk’ü anlattı, o günkü olayları anlaması için bilgi verirdi. 1946 yılında Edirne’ye geldiler. Küçük Tankut okula burada başladı.

 

1951 Kasım ayında annesi eve bir gazete ile onu oğluna verir. Gazetedeki haberde Türkiye’deki ilkokullarda resim yarışması açılacağını, birinci olanın da yurt dışına gönderilerek eğitim alacağını yazıyordu. Meliha Hanım çocuğunun eğitimini aksatacak endişesiyle eşine bu konuyu bahsetmeden oğluna boya ve tuval aldı. Yaptığı resim yarışmaya gönderildi. Jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda; “Öktem’in yaptığı resim, ilkokul çocukların seviyesinden çok yüksek görülerek kendisinin üstün başarılı sayılmasına karara verilmiştir” deniliyordu. Fakat verilen söze rağmen yurt dışına gönderilmedi. Yaptığı resimlerle iki defa sergi açıldı ve büyük takdir topladı. Yine bu yaşlarda balmumundan yaptığı hindi heykeli Tankut Öktem’in resmin yanında heykele olan kabiliyetini gösteriyordu.

 

 

Öktem liseye de Edirne’de başlar. Fakat ailesinin görevi sebebiyle İstanbul’a gider ve Pertevniyal Lisesi’ne kaydolur. Liseyi burada bitirdikten sonra artık üniversiteye yazılacaktır. Bir gün babası yanına çağırır: “ Oğlum eğer sanatçı olmak istiyorsan, ölünceye kadar sana bakarım. İleride sen de bir aile kurup çocukların olursa zor geçinirsin. Muhakkak adamakıllı bir işin olmalı” der. Babasına söz vererek iktisat fakültesine müracaat eder.

 

Şöyle anlatıyor Tankut Öktem: “Sınav zamanı gelmişti, Beyazıt’a giden otobüse bindim, Beşiktaş’a geldiğimizde otobüs bozuldu, aşağıda kalabalık vardı uzun saçlı bir gence burada ne beklediklerini sordum. 'Sınava gireceğiz' dedi. Baktım binaya 'Güzel Sanatlar Yüksek Okul' yazıyor. İktisat sınavı tarihlerine baktım, ertesi gün de girebileceğimi görünce tereddüt etmeden gidip formu doldurarak ben de sınava girdim. Akşam yalnızca bu konuyu anneme anlattım. G.S.Y. Okulunda heykel bölümü olmadığından seramik bölümünü birincilikle kazandım.”

 

Manisa Kuvayı Milliye ve Atatürk Anıtı

 

Okulda okurken metal eserlerinden biriyle, Dünya Genç Heykelciler Yarışması'na katılmak ister. Akşam eve getirdiği eseri sabah unutur. Bunu gören annesi, babası Ali Bey’e; “Bu Tankut’un, bunu şu adrese bırakır mısın?” der. Ali Bey de; “Bizim oğlan halâ bu işlerle uğraşıyor mu ?” der ve eseri verilen adrese teslim eder. 10 gün sonra Dünya Genç Heykeltıraşlar Yarışması'nda 1. olduğunu bildiren mektup gelir. Ali Bey artık bu olayın geçici bir heves olmadığını anlar. Akşam oğlu ile bu konuyu konuşurlar. Tankut Öktem babasına verdiği söz üzerine önce İktisat Fakültesi’ni, sonra 1965 yılında Güzel Sanatlar Okulu’nu bitirir. Daha sonra kendisi ile yapılan bir söyleşide; “ Ne zaman ki iktisat tahsili yapmaya başladım, siyasal akımları inceleme fırsatı buldum. Sosyalizm nedir. Liberalizm nedir. Demokrasi nedir iyice öğrendim. O nedenle bütün sınıflar, bütün kuşaklar el ele vermeden hiçbir zaman toplumun başarıya ulaşamayacağı inancına vardım” diyecektir.

 

 

1965 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu’nu bitiren Tankut Öktem aynı okulda asistanlık yapmaya başlar. Öğrencilik yıllarından itibaren birçok yarışmaya beraber katıldığı arkadaşı Haluk Tezonar’ın kız kardeşi Semra Tezonar ile tanışır ve evlenir.

 

Okulu bitiren Tankut Öktem için Atölye gereklidir. Baba Ali Bey mesleğinin son yıllarını Bursa’da geçirdiğinden Gemlik ilçesine bağlı Kumla köyünü görüp çok beğenmiştir. Kumla, ormanın ve denizin buluştuğu bir yerdir. Sanatını yapacaksan böyle bir yerde yap, mutlu olursun demişti. Kumla’ya gelen Tankut Öktem Kumla’yı gerçekten babasının dediği kadar güzel bulur. İlk önceleri kuzenleri, kardeşi ve eşi ile kamp yapmaya gelirler. Daha sonra buranın güzelliğini gören eş, dost ve arkadaşları da geldi. Babası 1966 yılında Kumla’da bir tarafı orman olan yere bir ev ve atölye yaptırır. Artık sanat çalışmalarını da bu yeni atölyesinde yürütmeye başlar.

 

 

 

Tankut Öktem “Yurt dışına çıktığımda her zaman soyut heykellerimle yarışmaya katıldım. Birçok soyut iş yaptım, fakat giderek şunun farkına vardım ki; Türk toplumu daha bu kadar modern sanat eserlerine hazır değil” der.

 

Yine başka bir söyleşide “Türk insanının en büyük özelliği, iyi bir anneye sahip olmasıdır. Türkiye’deki anne dünyanın hiçbir yerindeki anneye benzemez. Evladı için ölür; vatanı için ölmesini bilmiştir. Bunu İstiklâl Savaşı'nda göstermiştir. Türk insanı fedakârdır, cefakârdır, her türlü eziyete katlanabilir. Aile birliğine, tanrıya inanır, ilahi güçlere inanır. Kahramanlık yapmak onun için gayet doğal bir olaydır.”

 

Yine devam eder; “Ben Atatürk’ü kompozisyonlarımda devrimci, aydın, ilerici bir komutan olarak gösterdim” der. Artık sanatçının çalışmalarında bu görüşler ağırlık basacaktır.

 

Afyon Kocatepe Anıtı

1972 yılına kadar arkadaşı Haluk Tezonar ile birlikte çalışan Tankut Öktem bu tarihte bağımsız olarak ilk heykelini Bursa Orhangazi ilçesindeki Orhan Gazi heykelini yapmakla başlar. Cumhuriyet’in 50. yıl dönümündeki yarışmada üç birincilik alarak çok figürlü anıtlar yapmaya başlar.

 

Asistan olarak başladığı okulunda Yüksek Okul Müdürlüğü görevini yapar. Okul Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oluşundan sonra Heykel bölümünü kurar ve ilk başkanı olur. 1986 yılında ise profesörlük unvanını alır. 1988 yılında Sanat Olimpiyatları'nda katıldığı soyut eseriyle dünyanın en iyi 10 heykeltıraşından biri seçilir. Tankut Öktem yaptığı eserlerinden ücret almadığı da olmuştur. Yeğeni Ali, okulumda öğrenciydi. Kendisine okulumda bir Atatürk köşesi yaptırmak istediğimi söylediğimde “Ali’m için her şeyi yaparım” dedi. Kurtuluş Savaşı ve Atatürk figürleri yapılmış bir rölyef hediye etti.

 

 

Tankut Hoca’nın yaptığı eserlerin tümünü bu yazıya yerleştirmek mümkün değil, çünkü çok sayıda eseri vardır. Bunlardan bazılarının isimleri şöyledir: Edirne Kırkpınar 1973, Magosa Özgürlük anıtı 1979, İstanbul’un Kurtuluşu 1981, Amasya Tamimi 1981, İzmir Türk Denizcilik Anıtı 1982, Milli Eğitim Bakanlığı Meçhul Öğretmen Anıtı 1982, Zonguldak Madenci Anıtı 1986, Times dergisine kapak olan Harbiye Anıtı 1988, Çanakkale Geçilmez 1993, Büyük Taarruz Afyon 1993, Kanlısırt 1997, Atatürk ve Kuvayı Milliye Anıtı Manisa 2004. Bunlardan başka Amerika’da J. Kennedy, Martin Luther Kink ve R. Kennedy heykelleri, Güney Kore’nin başkenti Seul’da Sevgi Anıtı, Libya’da 35 m. yüksekliğinde Ulusal Kahramanı Gazi Muhtar heykeli, Budapeşte’de Atatürk büstü sayılabilir.

 

Tankut Öktem bu eserleri yapmasının amacını şöyle ifade ediyor: “Benim derin saygı duyduğum bazı kavramlar vardır; yurdu ve halkı için yaşamını feda edenler, milli mücadelede fedakârlıkları anlatılamayacak kadar çok olan Türk kadınları, halkın mutluluğu için el ele verebilen işçi- köylü ve aydınlar. Gelecek nesiller için gerçek bir yurtsever ve iyi bir sanatçı olarak kalmak istiyorum.”

 

Time dergisine kapak olan Harbiye Anıtı

Bu çalışmaların tümünü Kumla köyündeki atölyesinde yaparken ilk önce 2002 yılında atölyesi yakılmak istendi. Çabuk söndürüldü. 6 Mart 2006 tarihinde tekrar yakıldı. Kendisine yangını haber verenlere, içerideki canlıları kurtarın dedi. Kuşları ve köpeği kurtarıldı.

 

Atölyenin yakılmasına o kadar üzülmeyen Tankut Öktem “Atölyem yandıktan sonra devletin çeşitli kademelerinden bir geçmiş olsun dileği bekledim. Bu Bursa Valiliği dahil, bir tek kişinin bile aklına gelmedi. Türkiye’de 100 şehitliğin 90’nını ben yapmışım, böyle bir kişiye jestte bulunmak, bir geçmiş olsun hoca demek, 30 torba çimento gönderip jest yapmak bu kadar zor bir şey mi?” demişti!

 

 

Yaptığı eserlerle gerçek bir yurtsever olan Tankut Öktem, 6 Aralık 2007 tarihinde Boğaz Köprüsü'nde geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Çocukları onun Kumla'daki atölyesini müze yaptılar. Orada eserlerinin bir kısmı, verilen plâketler ve eserlerinin kalıpları sergilenmektedir. Yolunuz bir gün Kumla’ya düşerse ve merak ediyorsanız, mutlaka ziyaret ediniz.

 

 

 

 


İlgili Haberler
left
right
 
 
14 Haziran 2018 Perşembe 11:38
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık