Ana Sayfa » TARİH » Mudanyalı 'Kuvayı Milliyeci' Carta Ayşe

Mudanyalı 'Kuvayı Milliyeci' Carta Ayşe

Carta Ayşe, Kurtuluş Savaşı'nın onlarca 'Kuvayı Milliyeci' cesur kadınları arasında yer alıyor. Bursa'nın tek kadın 'Kuvayı Milliyecisi' Mudanyalı Carta Ayşe'nin ilginçi yaşam öyküsünü, Mudanya'daki evinde torunlarıyla konuştuk. Adı yaşatılması gereken bu kahraman kadının hikayesi, ilk kez gün yüzüne çıktı.

 
 
Mudanyalı 'Kuvayı Milliyeci' Carta Ayşe

 Kurtuluş Savaşı'ndaBursa'nın tek 'Kuvva-i Milliyeci'kahraman kadını

 Mudanyalı CARTA AYŞE (BAYSAL)

 

Hüseyin GENÇ

Araştırmacı Yazar

 

Carta Ayşe; Kurtuluş Savaşı'nın Kara Fatma, Ayşe Çavuş, Aydınlı Efe Ayşe Emire, Halime Çavuş, Nezahat Onbaşı, Gördesli Makbule, Kastamonulu Şerife Bacı ve Tarsuslu Adile Hala gibi onlarca 'Kuvayı Milliyeci' cesur kadınları arasında yer alır. Bursa'nın tek kadın 'Kuvayı Milliyecisi' Mudanyalı kahraman bir kadındır. Diğerleri gibi adı fazla duyulmamıştır. Mustafa Kemal yanlısı bir yurtseverdi. Hiçbir karşılık ve menfaat beklemeden vatanı ve milleti için ölümü göze alarak mücadele vermiştir. Vatanı için fedakârlıklarda bulunmuştur. Türkiye, Bursa ve Mudanya tarihinde yeri vardır.

 

 

 

Konuyu araştırmaya başladığımda, bu saygıdeğer kadının kimliği konusunda birkaç tümce dışında yeterli bilgiye sahip değildik. Hatta nereli olduğunu dahi tam olarak bilmiyorduk. Kendisini soruşturduğum kişilerin hemen tamamı adını bile duymamıştı. Birkaç kitapta bununla ilgili ancak bir iki satır yazı bulunuyordu. Özel bir sohbet sırasında adı geçince, bu kişiyi araştırmaya hız verdim. Zaten günler öncesinden zihnimde böyle bir düşünce de oluşmaya başlamıştı.

 

 

 

Önce evlerini, akrabalarını ve kendisini tanıyanları bulup konuştuk. Mudanya Şükrü Çavuş Mahallesi'ndeki Nalbantoğlu Sokağı'nda bahçe içinde tek katlı tarihî evlerine konuk olduk. Mahallenin savaş öncesindeki adı Manastır'dır. Burası Mudanya'nın yüksekçe bir tepesi üzerinde. Buradan Mudanya'yı ve denizi seyretmek ayrı bir güzel. Torun Musa Ferdi ve eşi Nurten (Türkân) Hanım'la bu atadan kalma evde konuştuk.

 

 

Bahçede birçok ağaç bulunuyor ama, asıl ilgi çekeni 120 yıllık olduğu söylenen dut ağacıdır. Savaş günlerinde bunun üzerine çıkıp düşman gemilerini gözetlermiş Carta Ayşe. Bahçede 20 metre derinliğinde bir kuyu da bulunuyor. Eski adından da anlaşılacağı üzere, geçmişte burada bir 'manastır' vardı. O yıllarda evin önündeki küçük meydanda bir de kilise bulunuyordu. Sonra bu kilise yıkılınca yerine bir cami yapılıyor. Daha sonra bu da yıkılıyor. Şimdi yeri boş. Daha yıllar öncesinden bu çevre 'tarihi SİT alanı' ilan edilmiş.

 

"Şükrü Çavuş Mahallesi Muhtarı Ziya Yavuz'un (d. 1956) verdiği bilgilere göre; bunlar 'Cartalar Sülalesi ' diye anılıyorlardı. Soyadları 'BAYSAL'dır. Evleri Nalbantoğlu Sokak 7/1' dedir. Harap olan evleri sonradan yığma tuğla ile inşa edilmiştir. Bu çevrede zaten genelde bir iki katlı kâgir, yığma tuğla ve son zamanlarda da az katlı betonarme evler var. Şimdi bahsi geçen o evde torun Musa Ferdi Baysal oturuyor. Bu kişi Mustafa adlı oğlundan olan torunudur. Adı geçen şahıs 'Hal Çarşısı' denilen alanda bir kahvehanede çalışıyor.”

 

Muhtar, Carta Ayşe ile ilgili şöyle bir şey de anlattı:

“Savaş günlerinde her sabah uyandığında, bahçedeki dut ağacına çıkıp denize doğru bakarak düşman gemilerinin gelip gelmediğini kontrol edermiş.”

 

 

 

Dedesinin adını taşıyan torunu Musa Ferdi Baysal'dan babaannesinin doğum ve ölüm tarihleri ile yaşantısına dair bilgi istediğimizde bize şunları söyledi;

 

“60'lı yılların ortalarında 75/76 yaşlarında falan vefat ettiğini sanıyorum. Ben o zamanlar 6-7 yaşlarında bir çocuktum. Hatırladığım kadarıyla, bilgili, görgülü bir kadındı. Bize masallar anlatırdı. Kabri Mudanya mezarlığındadır.”

 

Musa Ferdi Baysal'ın ablası Emekli Hemşire Semra Kanıbir, Bursa'da Şible Semti'nde oturuyor. Babaannesi hakkında bize çok önemli ve değerli bilgiler verdi. Şunları anlattı:

 

 

“Babaannem Carta Ayşe, aslen Uludağ yamaçlarındaki Kirazlıyayla köyündendir. (d.1889 olabilir!) İlk evlendiği eşi de Kirazlıyaylalı. Evlendikten kısa bir süre sonra ilk kocası askerde iken ya da herhangibir şekilde vefat ediyor. Bu arada babaannem Carta Ayşe bir gün Bursa'ya gidiyor. Orada İnegöllü Musa Dedem'le tanışıyorlar. Çok geçmeden evleniyorlar. Bir süre sonra da Mudanya'ya göç ediyorlar. Şimdi Musa Ferdi kardeşimin oturduğu eve sığınıyorlar. Önce Ahmet (d. 1909?) adında bir oğulları oluyor. Sonra sırasıyla Huriye, Hatçe adındaki kızları doğuyor. Musa Dedem tahminim o ki bu aralarda, -belki de 1916 yılı olabilir-

 

I. Dünya Savaşı'na katılıyor. Kurtuluş Savaşı başlayınca Mudanya civarında toplanan bazı 'Kuvayı Milliyeciler' bir çete kuruyorlar. Babaannem Carta Ayşe sanırım biraz da ilk kocasının intikamını almak amacıyla bunların arasına katılıyor. Ormanın sık ağaçlıklı bir alanında kamp kuruyorlar. Onlara yiyecek ve silah temin edip, gizli gizli toplanma yerlerine kadar taşıyor. Lâkin Padişah yanlıları ve işgal güçleri ajanları yerlerini tespit ediyorlar. Onlar da baskına uğrayacaklarını anlayınca herbiri bir tarafa dağılıyor. Ayşe Ninem Mudanya'ya kaçıp gizleniyor. Burada yine Kuvayı Milliyeciler'e yardımcı oluyor. Silah naklinde kılavuzluk yapıyor. Saklanmalarına yardım ediyor.

 

Diğer çetelerle aralarındaki haberleşmeleri ve ilişkileri sağlamaya çalışıyor. Silah ve cephane temininde aracılık ediyor. Burada ona 'Dağlı' lâkabını takıyorlar. Böyle tanınıp biliniyor.

 

 

Oturduğu ev Mudanya çevresinde 'Kuvayı Milliyeciler'in gizli karargâhı oluyor. İleri gelen 'Kuvvacılar' burada saklanıyorlar. Babaannem her gün bahçedeki dut ağacına çıkar, limanda düşman gemilerinin olup olmadığını gözetler ve gerekli kişilere durumu iletirmiş. İkinci eşi askere gittikten üç ay kadar sonra bundan bir erkek çocuğu daha oluyor. Adını Mustafa (d.1916) koyuyorlar. Bu babam oluyor. Eşi Musa 6 yıl kadar sonra askerden ya da esaretten dönünce halâ karısı bildiği Ayşe'ye; “Bu yanındaki küçük çocuk da ne oluyor?” diye soruyor. O da; bunun kendisinin askere gittikten üç ay kadar sonra doğduğunu söylüyor. Kocasının pek inanası gelmiyor ancak, durumu bilenler, karısının söylediklerinin doğru olduğuna tanıklık ediyorlar. Sonunda ikna oluyor.

 

Musa Dedem erken denecek yaşta vefat ediyor. Babaannem çocuklarına hem analık hem babalık ediyor. Babam Mustafa ise 1992 yılında 76 yaşında vefat etti. Benden başka, Selma (d.1954) ve Musa Ferdi (d.1958) doğumlu iki kardeşim var. Ben 1956 doğumluyum. Babaannem Carta Ayşe aynı zamanda çok iyi bir aşçıydı. Mudanya'nın varlıklı ailelerinden Karpuzoğulları'na çok yemek yapmıştır.”

 

 

 

Mübadeleden sonra şimdi torun Musa Ferdi'nin oturduğu o söz konusu evin mülkiyeti, Kurtuluş Savaşı'ndaki hizmetlerine karşılık Atatürk'ün emriyle bunlara veriliyor. Burası aslında çok eski bir Rum evi. Bir de zeytinlik tahsis ediliyor. Mudanya ve Bursa'da akrabaları var. Mudanya'nın ünlü 'Tadal' zeytinlerinin sahibi ile akrabalıkları bulunuyor. Semra Hanım'dan babaannesinin bir fotoğrafını da temin ettik. O da kardeşi Musa Ferdi gibi onun 1975/1976 yıllırında vefat ettiğine vurgu yaptı. Kendisi o yıllarda 7-8 yaşlarında falanmış. Semra Hanım'ın bir de Selma adında bir kız kardeşi var. Bunlar Carta Ayşe'nin Mustafa adlı oğlundan olan torunlarıdır.

 

 

 

Bursa ve Mudanya 8 Temmuz 1920 tarihine değin henüz daha Yunan Ordusu tarafından işgal edilmemişti. Yalnızca İstasyon'da küçük bir Fransız birliği bulunuyordu. O arada Mudanya Limanı, milli kuvvetlere silah ve cephane taşınmasında transit bir rol oynamıştır. Carta Ayşe'nin İstanbul- Mudanya üzerinden Anadolu'ya silah sevkiyatında görev aldığı da söylenir. Mudanya-Bursa arasındaki sahada çalışmalar yapmıştır.

 

'Kuvayı Milliye' güçlerine yardımlarda bulunmuş, aralarındaki haberleşmelerde rol oynamıştır. Vatanı ve milleti için büyük fedakârlıklar göstermiş, yaşamını tehlikeye atmış korkusuz bir kadındır. Kuvayı Milliyeci'lerin gizlenmeleri için çalışmalar yürütmüştür. Böyle önemli hizmetlerinden dolayı kendisine 'İstiklâl Madalyası' verilmiştir. Buna rağmen halk arasında lâyık olduğu ilgiyi ve saygıyı görememiştir. Oysa o sıradan bir kadın değildi, tarih yazmıştır. Her türlü övgüye lâyık olması gereken bir hanımefendiydi. Söz konusu madalyası sonradan kaybolup gitmiştir.

 

Mudanya'da bıçakçılık/testerecilik yapan İsmail Hakkı Bayram'ın (d. 1937) Carta Ayşe hakkında verdiği bilgiler şöyle:

 

“Bu kadın 1960'lı yılların ortalarına değin, Mudanya'da Şükrü Çavuş Mahallesi'nde yaşıyordu. Evleri, hapishane civarındaki Nalbatoğlu Sokağı'ndadır. İçinde dut ağacı olan bahçeli bir evleri vardı. Biz de o mahallede oturuyorduk. O'nunla ilgili bazı bilgiler halâ belleğimdedir. Görünüşte ufak-tefek, zayıf, konuşkan bir kadındı. Çalışkan, cesur biriydi. Eşinin adı Musa idi. Ahmet ve Mustafa adlarında iki oğulları vardı. Ahmet ud çalardı. Nasıl söyleyeyim, bu oğlunun biraz böyle deli dolu halleri, komşular tarafından yadırganırdı. Buna rağmen arada da olsa ibadetini yapmaya çalışırdı. Bunun Erkut adında bir oğlu vardı ama, o da öldü sanırım. Yalnız bu oğlundan olan Kudret adındaki torunu sağ ama biraz zihinsel özürlü. Bu konularda pek bilgi sahibi değil. Bunların lâkapları 'Carta' idi. Ayşe Hanım'ın 'Kurtuluş Savaşı' ile ilgili faaliyetleri hakkında pek bir malumatım yok. 'Kuvayı Milliye' güçlerine yardımcı olduğu söyleniyor.”

 

 

26 Ağustos 1922 günü 'Büyük Taarruz'un ardından bozulan düşman İzmir'e doğru kaçmaya başlamıştı. Halk, henüz daha ne olduğunu pek bilmiyordu. Ortalıkta, Türk ordusunun Afyonkarahisar'daki Kocatepe'den düşmanı söküp attığını, İzmir'e doğru ardına bakmadan kaçan Yunan askerlerini kovaladığı haberi dedikodu halinde yayılmıştı. Türk ordusunun iyiden iyiye Mudanya'ya doğru gelmekte olduğu duyulmuştu.Yerli Rumlar bu haberlere pek kulak asmıyorlardı. Birkaç gün sonra, Mudanya'daki Rum Eczacı Kornikos 'Sabah Gazetesi'ni kaynak göstererek; 'Türk Ordusu'nun Yunan kuvvetlerini Afyon'da bozguna uğrattığını' söyleyince ortam birdenbire gerginleşir. Halk söylentilerin gerçek olduğuna inanmaya başlamıştı artık. Kadınlı erkekli bir grup Mudanyalı Rum, Mudanya İşgal Kuvvetleri Kumandanı Yzb. Asmakoplos'un odasına dayanıp, ne olup bittiğini öğrenmek isterler. 'Bizi kandırdınız. Huzurumuzu bozdunuz. Bizi Türklere düşman ettiniz' diye çıkışırlar. Bahsi geçen kumandan bu olayın ardından bir Yunan gemisine binerek Mudanya'yı terk eder.

 

 

 

Carta Ayşe, 11 Eylül 1922 akşamına doğru bir göreve giderken, Yunanlılar tarafından tutuklanacak kişiler arasında yer alan, o zamanın önde gelen yurtseverlerinden Hakim A. Galip Tokça'nın kendi evinde saklanmasını sağladı. Mudanya ile ilgili bir kitapta şöyle bir bilgi var:

 

“37. Süvari Alayı'nın 2. Bölüğü'nden küçük bir birlik, Yüzbaşı Akıncı Abidin Bey Kumandanlığı'nda 11/12 Eylül gecesi Mudanya'ya girer. Diğer yandan Yunanlılar önemli kişileri toplayıp gemilerle Yunanistan'a gönderme gayreti içindeydiler. A. Galip Tokça da bunlardan biriydi ve köşe bucak aranıyordu. Belli ki savaştan sonra bunları tutsak değişimi sırasında koz olarak kullanacaklardı. A. Galip Tokça o gece uyuyamadı. Sık sık bahçedeki dut ağacına çıkarak, etrafta ve denizde neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu! Gökyüzünde dolunay ışıl ışıl parlıyordu. Carta Ayşe o sırada Türk ordusunun Mudanya'ya girişini halka ilk müjdeleyen kişi olmuştu.

 

Anlaşılan o ki, bu küçük birliğe kılavuzluk yapmıştı. Çok geçmeden istasyonu bekleyen Fransız Komutan da gece bekçisi Mustafa'ya haber göndererek, Türk askerlerinin İstasyon'da olduklarını bildirir. O da; A. Galip Tokça'nın kaldığı eve gelerek kapıyı çalar ve kendisine, Türk ordusunun öncü kuvvetlerinin Mudanya'ya girdiğini söyler. Küçük bir süvari birliği istasyona gelmişti. Dışarılardan gürültüler duyulmaya başlamıştır. Ayak seslerinden halkın yavaş ve tebirli adımlarla istasyona doğru gittikleri anlaşılıyordu. İstasyonu bekleyen Fransız askerleri gelenleri iyi karşılar.

 

Aralarından Belediye Başkanı Galip Bey'i, Müftü Niyazi Efendi'yi, Savcı Abdürrahim Bey'i ve Tapu Memuru Fuat Bey'i içeri davet ederler. İstasyondaki Türk Birliği, saçı sakalı birbirine karışmış Akıncı Abidin Bey kumandasındaki süvari birliği idi. Halktan bazı kimseler Abidin Bey'e sarılıp kucakladılar. Geri çekilen Yunan kuvvetlerinin Tepederbent'e kadar geldiği haberi duyulunca, Fransız askerlerinin; 'biz sizi koruruz' demelerine karşın Yüzbaşı Akıncı Abidin Bey karanlıklara dalarak buradan uzaklaşmıştır.

(Yılmaz Akkılıç – Ulusal Zaferimizi taçlandıran Kent- MUDANYA, adlı belediyenin yayınladığı kitapta 'Mudanya'nın Kurtuluşu' adlı makalesi – Kayhan Matbaası, İST. 2007)

 

12 Eylül 1922 günü; daha önce Saip Bey tarafından kurulmuş olan 'Mudanya Müdafileri' adlı milis gücü, geri çekilmekte olan Yunan kuvvetlerinin 11. Tümeni'ni ve intikamcı Jiras Müfrezesi'ni Mudanya'ya sokmayarak muhtemel bir katliamı önlemişlerdir. Yalnız aralarından 8'i zeytinlikler içinde şehit düşmüşlerdir. Bu kahramanlar da burada adeta bir destan yazmışlardır.

 

 

Bursa'nın Çekirge Semti'nde yaşayan emekli Dr. Galip Uzunca (96); Kurtuluş Savaşı'nın kadın efeleri/kahramanlarıyla ilgili 2018 yılı başlarında destansı bir şiir yazmış ve tam bunu yayınlamak üzereyken; 'Yeşil Bursa Dergisi'nde bizim bu konuda yazmış olduğumuz yazımızın içindeki kısa 'Carta Ayşe' bölümünü okuyunca, bunu da yazıp kitabına koymak istiyor. Ortak bir tanıdığımız vasıtasıyla bizimle temasa geçti ve bununla ilgili daha fazla malumat istedi. Gönderdiğimiz bilgileri işleyerek bunu kitabına aldığını öğrendim. Kitabı yakında yayınlanacak. Böylece bu vefalı kadınımız daha geniş kitleler tarafından tanınmış olacak.

 

Yazarın Notu: Carta Ayşe adının Mudanya'da bir sokağa, meydana, parka ya da bir kuruma verilmesi uygun olur kanaatindeyim. Belediyenin, Kent Konseyi'nin bu konuyu değerlendirmesini bekliyoruz.


İlgili Haberler
left
right
 
 
3 Haziran 2018 Pazar 11:23
 
 
(2 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Hüseyin Genç</p> <p>2018-06-07 13:05:47</p> <p>Merhaba Yener Bey, yazımıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz. Sülalenizle ilgili yeni şeyler öğrenmiş olduk. Dayınızla ilgili niteleme, yazıda adı geçen sizleri tanıyan yaşlı kimse tarafından söylenmiştir. Benim şahsi gözlemim ise; konuşmasını, oturmasını, kalkmasını, nereye gidip geleceğini, ne yapacağını bilen kendi halinde bir kimse olduğu şeklindedir. 'CARTA' lakabıyla ilgili sizden farklı düşünüyorum. Zira 'Kurtuluş Savaşı' yıllarında Mudanya'da hakimlik yapan A. Galip Tokça'nın yazdığı anıları yayınlayan Tarihçi – Yazar Yılmaz Akkılıç kitabında kendisinden 'Carta Ayşe' diye söz etmektedir. Diğer bazı kayıtlarda da bu şekilde geçiyor. Dolayısıyla söz konusu bu lakap, o zamanlar henüz daha 3- 4 yaşlarında bir çocuk olan amcanız Mustafa Bey ile ilgili olmaktan çok, aileyle ilgili bir adlandırma olmalı. Eskiden soyadı olmadığı için, insanlar lakaplarıyla ya da aile betimlemeleriyle anılmaktaydılar. Sizin bu sülale isminiz de kanımca böyle bir durum olmalıdır. </p> <p>Yener ASMAFİLİZ</p> <p>2018-06-04 12:02:22</p> <p>Ben ilk resimde siyah kareli kızın oğlu, resimdeki sol baştaki huriye hanımın torunuyum. İki düzeltme yapmak isterim. Erkutun oğlu, Kudret’in annesi Neriman teyzem kalp romatizması olduğu için çocuklarını kaybetmiş, tek çocuk kudrette premüte doğmuştur. Fiziksel çok ufak sıkıntıları olsada, zihinsel olarak hiçbir sıkıntısı yoktur. Diğer bir konuda CARTA lakabı, söyleyişi yapılan ferdinin babası Mustafa dayımın lakabıdır. Koltuk altına elini sokup acayip sesler çıkardığı için bu lakabı almıştır. Ayşe ninem’e adlanacak bir lakap değildir. Rahmetli büyük anneannemin adını yaşatmak istiyorsak.Ayşe kadın, Ayşe Hatun, yada Ayşe Baysal sokağı adı kullanılabilir. Ruhu şad olsun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık