Ana Sayfa » KÖYLER » Mudanya'nın köyleri - 3

Mudanya'nın köyleri - 3

Marmara'nın incisi Mudanya'nın köylerini tanıtıcı kitap çalışması hazırlayan Araştırmacı Yazar Hüseyin Genç'in kaleminden, üçüncü bölümü sunuyoruz. Bu bölümde Çamlık, Çayönü, Çekrice, Çepni ve Çınarlı köylerinin bilinmeyen yönlerini okuyacaksınız...

 
 
Mudanya'nın köyleri - 3

Yazan:

Hüseyin GENÇ

 

 

ÇAMLIK

Mudanya üzerinden Bursa il merkezine 60 km. kadardır. İlçe merkezine 34 km. mesafedeki en uzaktaki köylerinden biridir. Küçük bir yerleşimdir. Yerleşim yerinin bir bölümü çukurda bir bölümü de az eğimli bir yamaçtadır. Halkı Yerli / Manavdır. Yörük kökenlidirler. XIX. yy. da yerleşik yaşama geçtikleri sanılıyor! Güzel bir muhtarlık binası ve camisi vardır.

2014 yılında 43 hane ve 147 kişilik nüfusa sahiptir. 2014’ten 2015 Kasım’ına değin olan süre içinde bu kişilerden ikisi vefat etmiştir. 2015 sonundaki nüfusu 140 olmuştur. 2016’da ise artarak 146’ya ulaşmıştır.

Adını, eski çamlığın bulunduğu yerden almıştır. Söz konusu çamlık yıllar önce yanmış, sonradan yeri yeniden ağaçlandırılmıştır. Eskiden meşe ormanı da vardı. Yakacak olarak kesildiğinden yok olmuştur. Çevredeki çalılıkların içinde pırnal, davulga ve fıstık çamı bulunmaktadır.

Çevrede Roma ve Bizans döneminden kalma tarihi taş parçaları ve seramik kırıkları bulunmaktadır. Silindirik bir taş ve kırık başlığı cami duvarının dibinde muhafaza edilmektedir.

Mesudiye köyünün olduğu yerler, eskiden bu köyün merasıydı. Buralarda bağlar, bahçeler bulunuyordu.

Köyün ilk mezarlığı bugünkü caminin bulunduğu yerde imiş. Şimdiki daha aşağılarda (güneyde) Nilüfer çayına doğrudur.

Gençlerin büyük bölümü iş için kentlere gittiklerinden köyde daha çok yaşlılar yaşıyor.

Okur - yazar oranı yüzde 95 dolayındadır. İlkokul kapalıdır. Köyün öğrencileri taşımalı sistemle Çayönü köyü okuluna gidiyorlar.

Köyün eski düğünleri cuma, cumartesi ve pazar olmak üzere üç gün sürerdi.

Bu çevrede 'Marmara geçiş iklimi özellikleri' görülür. Kışın fazla soğuk, yazın da fazla sıcak görülmez. Çevre tarım ve hayvancılık yapmaya uygundur. Mera geniştir. Bin dönümün üzerinde buğday ekiliyor. Buğday, zeytin, hayvancılık başlıca geçim kaynaklarıdır. Büyük ve küçükbaş hayvancılık yapılıyor. Koyun çoktur. Mandıralara ve büyük süt ürünleri şirketlerine süt satışı yapılıyor.

Yunan işgaline uğramış bir köydür. Bir kısmı tahrip edilmiştir. Halk korkudan bir süre köyü terk etmiştir.

 

 

ÇAYÖNÜ

Esence / Eşkel’den İzmir otobanına çıkan talî yolun yakınlarındaki düzlükte Nilüfer Çayı kenarında kurulu bir köydür. Adı, çaya yakın olmasından geliyor. Yol kavşağında, merkezi bir yerdedir. Geniş bir meydanı var. Söz konusu bu meydanda Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı şehitlerinin isimlerinin yazılı olduğu bir anıt bulunuyor. Küçük bir kasaba görünümündedir. Mudanya’ya 33 km.dir. Yörükyenicesi köyü üzerinden Bursa merkezine 42 km. kadardır. Köyün batı ucunda kitabeli tarihi bir çeşme bulunuyor. Çeşmenin kitabesinde, bu hayratın Hicrî 1218 (Milâdî 1804) yılında yapıldığı yazılıdır. Eski tip evlerden pek kalmamıştır. Haftada bir gün pazar kuruluyor. Çevrede küçük işyerleri ve taş ocakları da vardır. Oldukça varlıklı bir köydür. Kentlere göç pek yoktur.

2014'te 110 hane olup 319 nüfuslu, 2015'te 316 ve 2016'da da 309 nüfusa sahiptir.

Köyün içinden geçip batıya doğru Nilüfer Çayı boyunca giden yol Emirleryenicesi ve Evciler köylerine ulaşmaktadır. Bu yol biraz bakımsız ve harap durumdadır. Tamir edilmesi gerekiyor.

Köylüler kendilerinin Orta Asya kökenli olduklarını söylüyorlar. Fatih’in babası II. Murat’ın Mudanya’nın güneyi ve batısı ile Karacabey taraflarında vakıf arazileri bulunuyordu. Bundan çok sonraları buraları ‘Runguş’ adlı bir paşanın çiftliği olmuştur. Bu nedenle köyün eski adı ‘Runguş’tur. Buraya ilk gelip yerleşenler ‘Devecioğulları’ denilen bir sülaleymiş. Köyü ilk kuran bu kimseler 8 hane imiş. Sonradan eski bir çiftlik üzerine yerleşmişlerdir. Yerli / Manav köyüdür. Daha sonra Balkanlar’dan 32 hane 93 göçmeni gelmiştir. Bunlar Bulgaristan’dan geldiklerinde önce Balıkesir - Dursunbey dolaylarına iskân ediliyorlar. Daha sonra 1946’da buraya göç ediyorlar. . Yıllar önce Karadeniz Bölgesi’nden gelip yerleşenler de olmuştur.

Bir ara buralarda Rumlar da konaklamışlardır. Çobanlık yapmışlar, tarımla uğraşmışlardır.

Köy bir süre Mudanya’nın Zeytinbağı (Tirilye) bucağına bağlı kalmıştır.

Çanakkale Savaşı’nda onlarca şehit verilmiştir. Çok az kişi gazi olarak köyüne dönebilmiştir.

İşgalci Yunan askerleri köyü 2 kez yakmışlardır. Erkeklerin büyük çoğunluğu cephede olduğu için çocuklara ve kadınlara eziyet etmişler. Halk korkudan batıdaki dere içine kaçıp saklanmıştır. Bunlar 40 – 45 kişi kadarlarmış. Lakin yine de katledilmekten kurtulamıyorlar. Sadece üç kadın canını kurtarabiliyor. İçlerinden çevreyi gözetleyen biri ‘düşman gitti’ diyor ve ortaya çıkıyorlar.

Köyde 2 kooperatif var. Bunlardan biri sulama diğeri de kalkınma amaçlıdır. Sulama kooperatifi 8 köye hizmet veriyor. Sulama kanaletleri yapılmış. Arazinin % 50’si doğal yollardan sulanıyor. Tarım Kredi Kooperatifi de var. Nilüfer çayının bir an önce arındırılması isteniyor.

İlköğretim ve ortaokulu var. Beş köyün öğrencisi burada toplanıyor.

Sağlık evi ve ebesi de bulunuyor.

Zeytin, fasulye, ayçiçeği, buğday, mısır gibi ürünler yetiştiriliyor. Meyvecilik azdır.

Büyük ve küçükbaş hayvancılık yapılıyor. Dışarıya süt satışı oluyor.

Pazartesi ve Cuma günlerinde olmak üzere haftada 2 gün minibüs gelip gidiyor. Ulaşım durumu gayet iyidir.

 

 

 

ÇEKRİCE

Eski bir Osmanlı köyüdür. Halk, kendilerinin Yerli / Manav olduklarını ifade ediyor. Daha eskiden Yörük olarak, diğer Türk boyları gibi onlar da konar - göçer halde yaşıyorlardı. Az da olsa dışarıdan gelip yerleşenler de olmuştur. Düz bir arazinin ortasında kurulmuştur. Kuzeyindeki yamaçlardan doğup gelen küçük bir dere köyün içinden geçmektedir. Geçmişte bu derenin üzerinde iki tane değirmen kurulu bulunuyordu. Mudanya’ya 23 Bursa’ya 26 km. mesafededir. Dereköy’e 6 km. dir. Söz konusu bu yolun iki tarafında Bursa’dan gelenlerin bahçeleri, bağ evleri ve villaları yer alıyor.

İlk yerleştikleri ‘Poyraztepe’ denilen yerden daha sonra şimdiki bulundukları alana geliyorlar. Eskiden üzerinde ezan okunan tarihi taş bu yerin yakınındaki ‘Kavaklı’ denilen mevkiden getirilmiştir. Adı geçen bu yer köye 3 km. uzaklıktadır. Buralarda eskiden ‘Zemberekçiler’ denilen küçük bir yerleşme (mezra) bulunuyordu. Köyün günümüzdeki yerleşmiş olduğu alanda eskiden iki Ermeni çiftliği bulunuyordu. Halihazırdaki sakinler çok sonraları buraya gelip yerleşiyor. ‘Çekrice’ adı, halkın ‘Zemberekçiler’ denilen yerden buraya çekilip geldikleri için verilmiştir, deniyor.

Köy meydanında, Roma ve Bizans döneminden kaldıkları sanılan birkaç adet tarihi taş sergileniyor. Eski kâgir tipli evlerden birkaçı hala ayaktadır. Bir kısmı yıkık dökük. Birinin içinde oturuluyor. Evlerde genelde avlulu veya bahçe içirdedir. Geniş bir sahada kurulu tarihi bir mezarlığı var. Göz alıcı, görkemli, güzel camisi görülmeye değer. Köyün Dereköy tarafından girişinde küçük bir çocuk parkı kurulmuş. Nilüfer çayı yakınından geçiyor.

Yunan işgali sırasında sıkıntılar yaşanmıştır. Eziyet görmüşlerdir. Halk korkudan kuzeydoğudaki ormanlık alana kaçıp gizlenmiştir. İşgalci Yunan askerleri geri çekilip giderlerken halka hakaretlerde ulunmuşlardır. Hayvanları dahi süngülemişlerdir.

Eski değirmenlerin bulunduğu yerden hazine çıktığı halk arasında anlatılagelen tevatürler arasındadır.

Arazisi çok verimli ve de kıymetlidir. Yeraltı suyu ile verimli bir tarım yapılıyor. Bol sebze meyve yetiştiriliyor. Küçük ve büyükbaş hayvancılık yapılıyor. Mandıralara ve süt ürünleri firmalarına süt satılıyor.

Dışarıya göç pek yoktur.

Köyden birçok kişi, ürünlerini satmak için her hafta Mudanya'daki pazara gider. Haftanın bazı günlerinde köye seyyar alıcı ve satıcılar da uğrar.

2012’de 139 hane ve 351 nüfusludur. 2014’te 351, 2015’te 357 ve 2016’da ise 363 nüfusa sahiptir.

 

 

ÇEPNİ

Bir yamacın kuzeydoğuya (denize doğru) bakan eteğinde yeşillikler içinde bulunan güzel bir köydür. Çevredeki yamaçlarda çam ve meşe ormanları bulunmaktadır. Adeta bir zeytin ağacı denizi içindedir! Mudanya’nın yakın çevresindeki büyükçe köylerden biridir. İlçe merkezine 8 km. dir. Orta büyüklükte bir yerleşimdir. Küçük dar meydanında, biri eski biri yeni iki cami yer alıyor. Bunlara ait 4 de minare bulunuyor. Yıkılan eski caminin minaresi adeta bir abide gibi yükselmektedir köy meydanında. Ulaşımı kolaydır. Birkaç yönden köye varmak mümkündür.

24 Oğuz boyundan biri 'Çepni' adıyla anılır. Köyü ilk kuranlar Çepni boyundandır. Çepni Yörükleri genelde güçlü kuvvetli ve cesur insanlardır. Türkiye’de en yoğun oldukları yer Doğu Karadeniz yöresidir. Osmanlı döneminde bunlardan Rumeli’ye iskân edilenler de çok olmuştur. Köy halkından Madana / Madanlı lakaplılar, eski Osmanlı kayıtlarında Ankara Sancağı'nda yaşayan 'Yörükan Taifesi' içinde 'Madanlı Ekrad' olarak gösterilirken sonradan bir obası buraya gelip yerleşmiştir.

Buraya ilk gelip yerleşenlerin yedi oba oldukları söylenir. Köy bunlardan gelişip çoğalmış. Orhan Gazi’nin II. eşi Asporça Hatun’un vakıf arazisinin kuzey sınırları sayılırken ‘Çepne’ adı zikredilmektedir. Eski bir vakıf köyüdür.

1530 yılına Osmanlı tahrirat defterlerinde Kite’ye (Ürünlü) bağlı görünüyor. O yıllarda burada 19 hane de Hıristiyan Rum yaşıyordu.

Köyün 1 km. kadar kuzey tarafında ‘Eskiköy’ denilen bir yer vardır. Köyün ilk önce burada kurulduğu halk tarafından dillendiriliyor.

Köy içinde birkaç eski, harap evden başka tarihi eser yok. Mezarlıkta 200 – 300 yıllık mezar taşları bulunuyor. Burada ‘Aman Dede’ ve ‘Garip Dede’ yatır gömütleri de yer alıyor. Köy mezarlığı eski Hıristiyan yerleşkesi üzerindedir.

Köy yakınında ‘Sütlü Çeşme’ diye bir adak yeri var. Sütü yetersiz olan annelerin buranın suyunu içince, sütünün çoğalacağına inanılır! Çevrede Hıristiyanlarca kutsal sayılan ‘Ayazma’ denilen bir su kaynağı yeri de vardır. Yunan askerleri geri çekilirlerken bir kısmı buradan geçip batıya doğru kaçmışlardır. Türk askerleri de peşlerine düşüp bunları kovalamışlardır.

Arsa olarak yabancılara çok arazi satışı yapılıyor. Köyün kuzey ve doğu tarafında dışarıdan gelenlerin barakları ve villa tipi evleri yer almaktadır.

Kuzeydoğu’daki tepeden, 1923 yılında alınan bir ruhsatla maden çıkarılmaya başlanmış ve bu günümüzde de devam ettiriliyor. Bu tepeden denize ve Uludağ’a doğru şahane bir manzara görülür.

Geçim; zeytincilik, kara incir üretimi ve arsa satışından sağlanmaktadır. Köy yakınında bir keçi çiftliği vardır.

Köy sınırları içinde birkaç tane zeytinyağı imalathanesi bulunmaktadır.

1895 ve 1908 yıllıklarına göre 96 hanedir. Bir haneyi 5 kişi kabul edersek, o yıllardaki nüfusunun 500 dolayında olduğunu söylemek mümkün.

1990’da 934, 1997’de 982 nüfusu vardır. 2014’de 230 hane ve 713 nüfusu vardır. 2015’te 676, 2016’da 644 nüfusludur.

 

 

ÇINARLI

Kuzeydoğuya bakan dik bir yamacın sırt kısmında kuruludur. Bulunduğu yer adeta seyir terası gibidir. Geniş bir alanda eşsiz bir doğal manzara izlenir. Kuzeydoğudaki karşı yamaçların eteklerinde kurulu Kaymakoba ve Mirzaoba köylerini buradan seyretmek ayrı bir güzellik. Yamaç paraşütü için elverişli bir konumu vardır. Eski adı ‘Veledler / Veletler’dir. Mübadeleden önce bir Hıristiyan Rum köyüydü. Buradan ayrılıp Yunanistan’a giden Rumların nüfusları konusunda tam bir bilgi yoktur. 150 hane kadar oldukları söyleniyor. Kiliselerinin şimdiki köy camisinin olduğu yerde bulunduğu köylülerce ifade ediliyor. Caminin karşı tarafında bunlardan kalma suyu akmayan tarihi bir çeşme var. Köy içinde 400 yıllık bir çınar bulunuyor. Köyün adı da bundan geliyor.

Köyün şimdiki sakinlerinin ataları Rumeli göçmenidir. Yunanistan’ın Drama ve Vodina gibi yerlerinden göç edip gelmişlerdir. Bulgaristan’dan gelenler ise Kırcaali ve diğer bazı yerlerden göç edenlerdir. Bunlar önce Balıkesir dolaylarına iskân ediliyorlar. 1926 ile 1936 yılları arasında peyderpey kafileler halinde buraya göç edip yerleşiyorlar.

Mudanya’ya, Yalıçiftlik köyü üzerinden 22 km. Bursa’ya 47 km. uzaklıktadır. Güneydeki Hançerli üzerinden ulaşmak da mümkündür. Bu yönden Bursa merkezi daha kısadır. Ulaşımda her iki yol da kullanılmaktadır. Yapılacak bir yol ile kuzeydoğudaki Kaymakoba köyüne ve kısa yoldan Tirilye'ye bağlantı sağlanması planlanmaktadır.

Köyün kuzeydoğu yönündeki alt kısmında bir sulama göleti bulunuyor. Burada İsrail sazanı denilen bir balık türü üretiliyor.

Halkı bilgili, görgülü, çalışkan ve konukseverdir. Öğrenciler taşımalı öğretime gidiyorlar.

Geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Sulu tarım da yapılıyor. Organik tarım yapmak için arazisi çok uygundur. Üç beş koyun sürüsü de var.

50 - 60 hane kadar kimsenin yaşadığı küçük bir köydür. 2014 yılı nüfusu 197 kişidir. 2015’te 190’a düşmüş ve 2016 yılında da 1 kişi daha azalarak 189’a inmiştir.

Köyün yerleşmiş bulunduğu alanda 'Marmara İklimi' özellikleri görülmektedir. Aşırı soğuk ve sıcak görülmez. Ürün çeşitliliği vardır.

Yazları dinlenmek ve tatil için kalınabilecek güzel manzaralı, temiz havalı bir yerleşimdir. Resim çalışması yapmaya elverişli bir konumdadır.

Arazi yetersizliği ve işsizlik nedeniyle köyden kentlere göç olayı yaşanıyor.


İlgili Haberler
left
right
 
 
10 Mart 2019 Pazar 21:04
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık