Ana Sayfa » KÖYLER » Mudanya'nın köyleri - 7

Mudanya'nın köyleri - 7

Mudanya'nın köylerini tanıtan kitap çalışması hazırlayan Araştırmacı Yazar Hüseyin Genç'in kaleminden, bu bölümde; Orhaniye, Söğütpınar, Tirilye ve Ülküköy'ü paylaşıyoruz sizlerle...

 
 
Mudanya'nın köyleri - 7

 

 

Yazan: Hüseyin GENÇ

 

 

ORHANİYE

Eskiden olduğu gibi günümüzde de halk arasındaki adı ‘Sarıgazel’dir. Düzlükte kurulu bir köy. 300 – 400 m. güneyinden Nilüfer çayı geçiyor. Kuzeydoğusu ormanlık. Yerleşim yeri açısından güzel ve uygun bir konumda bulunuyor. Sokakları ve meydanı tertemiz. Çok büyük ve görkemli bir camisi var. Cami için çok para harcanmış. Evleri bakımlı. Avlularında çiçekler yetiştirilmiş. İnsanları güler yüzlü ve cana yakın.

Mudnya’ya 27 km. dir. Bursa’ya 33 km. Köyün alt tarafındaki (güney); ‘Yasakyol’ denilen yerden kısa mesafeli bir çevre yolu yapılırsa ağır vasıtaların köy içinden geçmeleri önlenir.

Köyün yaşlılarından Mehmet Kantekin (57) ile aydın, bilgili, ileri görüşlü bir kimse olan önceki muhtardan edindiğimiz bilgilere göre; köy halkı eski Bulgaristan göçmeni. 93 Harbi denilen 1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı’ndan sonra Rusçuk, Eskicuma (Tirgovişte) – Osmanpazarı ve Şumnu taraflarından gelmişler. Birkaç hane de Razgrat’tan var. Gelenlerin bir kısmı oralardaki Karvan ve Koşarna köylerinden.

İlk gelenler önce kuzeybatıdaki ‘Sığır Eyleği’ diye bilinen alana konuyorlar. Burada fazla kalmadan Çekrice yakınlarındaki ‘Taşlık’ denilen yere yerleşiyorlar. Burada bir süre kalıyorlar. Sonra şimdiki yerlerine göç edip evlerini kuruyorlar. Köyün kuruluş planını köy halkı hep birlikte hazırlıyor. Türkiye sözcüğünün başındaki ‘T’ harfini esas alıp evleri bu plan üzere kuruyorlar. Bu plan hala devam ediyor. Yeni inşa edilen evler de buna uygun yapılıyor.

Osmanlı Ordusu’nun Plevne’deki 93 Bozgunu’ndan sonra, Bulgaristan’dan kaçıp gelenlerden iki kişinin bir ırmağı yüzerek geçtikleri anlatılıyor köyde. Bunlar yollarda yiyecek bulamadıklarından bazen çekirge bile yemişler. Bu kimselerden biri ‘Ömer Dede’ diye biliniyor.

İlk göç edip geldiklerinde aralarından bazıları Konya ve Karaman taraflarına gitmişler. Hatta Kars’a gidenler bile olmuş. Ancak çok geçmeden hemen hemen tamamı tekrar buradaki akrabalarının yanına dönmüşler. Daha sonraları Yunanistan’dan da bir iki hane geliyor. Önce Çorlu tarafına yerleşen birkaç aile de buraya göç ediyor. Böylece akraba ve hemşeriler bir arada toplanmış oluyor.

Yunan ordusu çekilirken bir gece köy yakınlarında konaklamış. Köylüler korkudan Bağlıkdere denilen yere gizlenmişler. Savaş yıllarında çok çileler çekmişler yürek burkan acılar yaşamışlar.

Köy okulu kapalı. Köyün öğrencileri araçla taşınarak Dereköy’ün okuluna götürülüyorlar.

Eski muhtar; "30 - 40 yıl önce bu çevrede meslek öğreten bir bölge okulu bulunsaydı, kız erkek demeden çocuklarımızı okuturduk. Herkes birer meslek sahibi olurdu ve kimseye muhtaç olmadan geçimini sağlardı" diyor. Şimdi bile böyle bir mesleki ve teknik okul bu çevreye yararlı olur, düşüncesinde.

Zeytincilik temel geçim kaynağı. Bunun yanında elma, armut gibi meyveler ve domates, biber gibi sebzeler de yetiştiriliyor.

1927’de 38 hane ve 122 nüfusludur. 1955’te nüfusu 123 oluyor. Köy, günümüzde 40 – 50 hane kadar. 2014 yılı nüfusu 204’tür. 2015’te 196’ya düşmüştür. 2016’da bir önceki nüfusunu koruyarak yine 196’da kalmıştır. 2017'de 192 olan nüfus, 2018'de 200 olmuştur.

 

 

 

SÖĞÜTPINAR

Düz engebesiz bir alan üzerinde kurulmuştur. Güneye doğru hafif meyilli bir arazi yapısı vardır. Denizden epece yüksekte kalmaktadır. Meydanı ve sokakları geniş, güzel bir köy. Evleri temiz ve bakımlıdır. Kuzey tarafından sahil görülmektedir. Köy adını, girişteki bir söğüt ağacının dibinde bulunan çeşmeden almıştır. Önceki adı Mahmuduye'dir. Köyün orta yerinde 95 yıllık bir çınar ağacı var.

Camisi güzel ve bakımlıdır. Yeni cami eskisinin yerinde yapılmış. Eskisinin minaresi duruyor. O nedenle cami iki minareli görünüyor.

 

Halkı 93 (Hicri 1293 yılı) göçmenidir. 1877 - 1878 yıllarındaki Osmanlı Rus Savaşı yenilgisinden sonra Bulgaristan’ın Deliorman yöresinde bulunan Eskicuma (Tirgovişte) vilayetinin Osmanpazarı kazasının Köseköy ve Yılancılar denilen köylerinden göç edip gelmişlerdir.

Köyde ‘Uzun Kız Mezarı’ denilen bir yer var. Rivayete göre; burada yatan zat, İmralı adasından bir adımda atlayarak buraya gelmiştir. Hasta olanlar ve çocuğu olmayanlar buraya gelip dua ederek bebeklerinin olmasını isterler.

Yunan askerleri‘Kurtuluş Savaşı’ sonunda geri kaçarlarken ilk girenler el bombası atmışlar. Bu sırada bir kadının kafası kopmuş. İki asker halkın parasını ve değerli eşyalarını toplamış. ‘Arkadan gelenler de canınızı alacak’ demişler. Gençleri üst üste yığıp kurşunlamışlar.

1945’de köyden Hasan Debreli adındaki şahsın anlatımına göre, Yunan askerleri; ‘Bebekleri havaya atıp altına süngü tutup öldürmüşler. Halkı camiye doldurup yakmışlar.’

Öğrenciler taşımalı öğretimle Esence’ye gidiyorlar.

Zeytincilik, ayçiçeği, buğday yetiştiriciliği başlıca gelir kaynakları arasındadır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık yapılıyor.

Hicri 1325 (M. 1907) Osmanlı kayıtlarında adına rastlanır.

Daha önceleri köyde 200 hane yaşıyormuş. Genç nesil iş bulup çalışmak amacıyla Bursa’ya göç etmişlerdir. Günümüzde 70 - 80 hane kadardır. 1927 yılı nüfusu 374, 1955’te 494’tir. 2014 yılı nüfusu 303. 2015’te 316 olmuştur. 2016 nüfusu 297’ye düşmüştür. 217'de 286'ya düşen nüfus, 2018'de de düşmeye devam ederek 284 olarak gerçekleşmiştir. Yaz aylarında sahile kamp için gelenlerle nüfus bir miktar artar. Mudanya Belediyesi, 2018 yılında denizi gören sahile yakın bir konumda ''Gençlik Kampı' alanı oluşturmuştur.

 

 

TİRİLYE

XIX. yy. evleri, eski kiliseleri, çeşmeleri, çınarları ve zeytini ile ünlü çok eski bir Hıristiyan Rum yerleşmesidir. Rumlar zamanında şarabı da ünlü imiş! Şimdiki halkı genelde Yunanistan’dan gelen ‘Mübadele’ göçmenidir. Rumeli’nin başka yerlerinden de gelip yerleşenler olmuştur.

Tirilyeli tarihçi Evangelidis; 1889’da yazdığı eserinde kasabanın ilk olarak M. Ö. 487 yılında kurulduğunu belirtir. O yıllarda adı Brylleion diye söylenmekteydi. Bu dönemde Atina’ya vergi ödüyordu. O yıllarda Megara kolonisi Byzantion tarafından yönetiliyordu.

Adını; buraya yerleşen Aya Yani, Aya Yorgi ve Aya Sotiri adlarındaki üç papazdan (Tri – İlya), üç köyün korsanlara karşı birleşme durumundan ve Trigle adlı kırmızı barbunya balığından aldığı söylenegelmiştir.

Roma ve Bizans dönemlerini anlatan yazılı kaynaklarda Trige, Triglie, Trigleia gibi adlarla yer almaktadır.

Roma İmparatoru Augustos zamanında (M. Ö. 27 – M. S. 14) Apemeia’ya (Mudanya) bağlanmıştır. Hıristiyanlığın VII. Konsülü’nün 787 yılında burada toplandığı hakkında bazı görüşler vardır. Bu konsülde ‘ikon’ denilen kutsal resimlerin kiliselerde bulunup bulunmaması ya da böyle resimlerin kilisenin iç duvarlarına çizilip çizilmemesi konusu tartışılmıştır.

Osmanlı döneminde II. Bayezit ve Y. Selim zamanlarında buraya İstanbul’dan ve daha başka yerlerden Türk aileler getirilerek yerleştirilmiştir.

1877 yılında ilk belediye örgütü teşkil edilmiştir. Yazılı bir başka belgeye göre ise, belediye 1902'de kurulmuştur.

1906 yılı Osmanlı Salnamesi’nde; Tirilye ve civarında 3 manastır ve 7 kilise bulunduğu yazılıdır.

Bir ara Hürriyet Kahramanı Mahmut Şevket Paşa’nın adı verilmiştir buraya.

Eski Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’un buradaki ‘Taş Mektep’te okuduğu rivayet edilir.

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan Kralı Konstantin’in buraya geldiği kayıtlara geçmiştir.

13 Eylül 1922 günü düşman işgalinden ‘kurtuluş günü’dür.

Cumhuriyet döneminde adı değiştirilerek Zeytinbağı yapılmıştır. Daha sonra tekrar Tirilye adına dönülmüştür.

Geçmişte bir ara nüfusu 4000’e kadar çıkmıştır,

2014 yılı nüfusu 1609, 2015 yılı sonundaki nüfusu ise 1548’dir. 2016’ da nüfus biraz daha azalarak 1535 olmuştur. Azalmaya devam eden nüfus; 2017'de 1523'e gerilemiş ve 2018'de de biraz daha düşerek 1506 olmuştur.

 

 

TİRİLYE'NİN TARİHİ ESERLERİ

 

Manastır ve Kiliseler:

*Agium Vasilius Kilisesi / Tirilye (Yemekhane) – XIX. yy. da yapılmıştır.

*Aziz III. Yuhanna Kilisesi / Saint John (Dündar Evi)

* Kemerli Kilise / Panagia Pantobasilissa (Bakire Meryem adına yapılmıştır), Küçük Aya Sofia (Trigleia Kilisesi !?) – XIII. yy. yapımı.

*Hagios Stephanos Kilisesi / Trigleia Manastırı Kilisesi / Aya Todori / Kenolakkos / (Fatih Camii) – VIII. yy. yapımı. Revaktaki süslü başlıklı sütunların Mısır’ın İskenderiye kentinden getirildiği söylenir.

*Hagios Sergios Manastırı Kilisesi / Medikion VIII. yy. da yapılma.

*Aya Yani Manastırı Kilisesi – VIII. yy. da inşa edilmiştir.

*Hagios İoannes Thelogos Kilisesi / Pelekiti – 709 / 775 yılları arasında yapılmıştır.

*Bathheos Rhyadkos Setoros Kilisesi - VIII. yy. yılda yapıldığına dair kayıtlar var.

*Christ Manastırı Kilisesi / Profond – 956 yılında yapılmıştır.

Tarihi Çeşmeler:

Çarşı, Çanaklı, Çınarlı, Çifte Kurnalı, Fatih, Sofalı Turan, Üç Kurnalı, Kaldırım mevkii çeşmesi ve Eşkel yolundaki tarihi çeşme.

Diğer tarihi eserler ve turistik yerler:

Taş mektep (1904 – 1909), Mimar Miridis tarafından inşa edilmiştir.

Çamlı kahve seyir yeri

Eski yağhane binası

Y. S. Selim zamanında Müslüman Türk ahali için yaptırılan Tarihi Türk Hamamı

Kapanca Eski Antik kent liman alanı ve buradaki plaj (Caeseriea Germenika)

Ayene Ormanı gezi alanı

Plajı ve limanı

Ketendere kıyılarındaki plajı

Tarihi çınarlar

İzkaya tepesi seyir alanı

 

 

 

 

 

ÜLKÜKÖY

Kuruluşu yeni bir köydür. Mudanya’ya 10 km. kadardır. Bursa’ya 18 km. Köyün yerleşim biçimi ve alanı köyün ortasından Dedeköy’e doğru giden doğu – batı yönündeki yolun iki tarafıdır. Burası bir yamacın sırt kısmıdır. Evler dar uzun bir şerit halinde doğu – batı doğrultusunda konumlandırılmışlardır. Binaların çoğu yeni yapı. Cami ortalarda bir yerde bulunuyor. Köyün alt ve üst kısmında iki kahve var. Köyün güneybatısında Dedeköy’le arasında küçük bir sulama göleti bulunuyor. Çevresi yeşilliklerle kaplı.

Köy eski bir çiftlik arazisi üzerine kurulmuştur. Dedeköylüler bu çiftlikte bir ara Rumeli göçmenlerinden birkaç kişinin çalıştığını söylüyorlar. Anılan bu kişilerden buraya yerleşen olup olmadığı belli değildir.

Dedeköy, Mürselköy ve Hasköy’e çok yakın. Köyden Mudanya’ya doğru çıkıştan 2 -3 km. sonra sağ (güneydoğu) tarfta küçük bir çam ve meşe ormanı bulunuyor. İç kısımlarda bir iki yıkık dökük yapılar var.

Burası Osmanlı kayıtlarında ‘Vezir Çiftliği’ diye yer alıyormuş. Arazisi Mürselköy’e bağlıyken sonradan buradan ayrılmıştır. Bu geniş arazi sahibinin Ülkü adında bir kızı varmış. Köy, bunun adını almış. Son sahipleri çiftliği satıp devretmişlerdiH. Bunlardan biri de Sait Bey adında biriydi. Bunun Tuncay adında bir oğlu vardı. Köyün şimdiki sakinleri ile eski çiftlik sahipleri arasında 1975 yılı Haziran ayında yer pazarlığı olmuştur. Bekir Bayrak adlı şahıs Gümüşhanelilerin önderi olarak seçilir. Eylül’ün 20’sinde buraya geliniyor. Gelinen yer Gümüşhane’nin Torul ilçesinin Gümüştuğ, Yücebelen, Aksüt ve Yıldız köyleridir. 29 kişi bu köy yerini alarak yerleşiyorlar. Bunlardan önce burada birkaç hane Tatar yaşıyormuş. Bunlar; Bursa - Mudanya demiryolu hattı yapılırken ray döşenmesi işinde çalışıyorlarmış.

Köy okulu açık. Çevre köylerden de öğrenci geliyor.

Kalkınma kooperatifi var. Köyün kalkınması ve arazinin sulanması için çalışmalar yapılıyor. Zeytin en önemli geçim kaynağı. Sebze, meyve çok az. Büyükbaş hayvancılık yaygın. Süt kooperatif aracılığıyla pazarlanıyor. Şahıs olarak satanlar da var.

Büyükçe bir köydür. 250 - 300 hane olduğu söyleniyor. 2014 yılı nüfusu 889’dur. 2015 yılı nüfusu 896’dır. 2016’da 3 kişi azalarak 893’e inmiştir. 2017'de de 868'e inen nüfus 2018'de 1000'e yaklaşarak 983'ü bulmuştur.

 

 

 

 


İlgili Haberler
left
right
 
 
12 Mayıs 2019 Pazar 20:57
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık